Biraz sosyal medyanın kısaltma mecburiyetinin etkisi, biraz globalleşen dünyada iş dünyasının alışkanlıkları ve elbette marka yaratmanın altın kuralı olarak isimleştirme…
İşte bu üç etkiyi birleştirince, artık BBC dediğinizde televizyon kanalını, MSN dediğinizde de bir iletişim aplikasyonunu kast etmediğinizi hemen herkes anlıyor.
İşte bu üç etkiyi birleştirince, artık BBC dediğinizde televizyon kanalını, MSN dediğinizde de bir iletişim aplikasyonunu kast etmediğinizi hemen herkes anlıyor.
Barcelona’nın bazen tek bir futbolcu gibi hareket eden hücum hattı; Messi-Suarez-Neymar; MSN
Real Madrid’in gol canavarları; Benzema-Bale-Cristiano Ronaldo; BBC
Tek bir maç hafta sonunda 10 gole imza atan, dünya futbolunun son çetelerinin savaşı, La Liga ve Şampiyonlar Ligi’ni ateşten gömlek haline getiriyor.
Onları izlerken, geçmişin çetelerine doğru bir kısa yolculuk yapmaya ne dersiniz?
Real Madrid’in BBC’den önceki en ünlü çetesi, La Quinta del Buitre’ydi. Anlamı “Akbaba’nın Beşlisi” olan bu tanımdaki Akbaba, Real Madrid efsanesi Butrageno’ydu, çetenin diğer elemanları ise Manolo Sanchís, Martín Vázquez, Míchel ve Miguel Pardeza’ydı.
Real Madrid altyapısından birlikte çıkarak a takıma gelen ekip için bir gazetedeki makalede kullanılan bu tanım, İspanya futbolunun sonraki 15 senesine damga vuracaktı.
2 UEFA Kupası ve 5 İspanya şampiyonluğunun yanı sıra İspanya milli takımının da iskeleti haline gelen Akbaba’nın Beşlisi, kendisinden sonraki Los Galacticos ve BBC’nin köklerini oluşturdu.
3’e 5’e takılmadan, en belalı çetelere bakarsak, en baş belasını hatırlarız…
İngiltere tarihinde çete kelimesini lakap olarak almış bir takım var; 1988’deki tarihi finalde Liverpool’u yenerek alt liglerden gelip kupayı kaldıran son takım olan Wimbledon tarihe Çılgın Çete olarak geçti. Onlar için çılgın denmesinin iki nedeni vardı; saha içinde sokak çocuklarından kurulu bir çete gibi acımasız ve bir o kadar da tahmin edilemez futbolları…
Üçlü çetelerde ise, Hollanda ve Milan’ın unutulmaz ucu, Rijkaard-Gullit-Van Basten gelir akla…
Döneminin en iyi orta sahası; Rijkaard’ı Zaragoza’dan, sihirbaz 10 numara Gullit’i PSV’den ve rakip defansın elinden sabun köpüğü gibi kaçan toplarıyla Van Basten’i Ajax’tan getirip Milan’da bir araya getirdiklerinde, İtalyan devinin ortasına tarihinin en kalın çizgisini çektiler; sağına soluna kimi koysanız, Milan’ı tutmak mümkün olmayacaktı, olmadı da…
Bugünkü BBC ve MSN’in saha içi pozisyonu olarak tam karşılığını geçmişte ararsak, akıllara ilk gelen kuşkusuz Metin-Ali-Feyyaz olur.
23 Mart 1984’te ilk kez birlikte sahaya çıkan MAF, Metin-Ali-Feyyaz, son kez 6 Mart 1994’te yan yana oynadılar. Hem Beşiktaş’ın hem de Türkiye futbol tarihinin en unutulmaz sayfalarını birlikte yazdılar. Adlarına bestelenen tezahüratın bugün hala tribünlerde söylendiği, Metin-Ali-Feyyaz, MSN ve BBC gibi Avrupa şampiyonlukları, Altın Toplar kazanmadılar ama ünleri Türkiye sınırlarını aştı, isimleri Avrupa futboluna yazıldı.
Çünkü tarih sadece kupaların büyüklüğü ile değil, futbolun güzelliği ile de yazılır.