Fenerbahçe, tahminlerin de ötesinde bir bunalımla karşı karşıya!.. Durum feci.
Nereden mi belli?..
Çok basit... Başkan Aziz Yıldırım konuşmuyor; ya yazıyor ya da “kurye” ile mesaj yolluyor.
Tamamı, “Aziz Yıldırım nasıl kurtulur ?” ana fikirli...
Siz “Fenerbahçe nasıl kurtulur?” kapsamında bir açıklama okudunuz/dinlediniz mi?
Sadece “Durumun vahameti konusunda Başkan’ın suçu yoktur”!..
Yangın çıkmış, “değerli varlıklar” ateşten uzaklaştırılıyor. Bu sezon Fenerbahçe’den ümit kesilmiş sanki!
Sportif Direktör Aykut Kocaman konuşuyor. Kendi görev tanımını yapıp “Daum’un yerine göz dikerek bunalımı tetiklemediğini” anlatıyor. Bir de ara transferde niye futbolcu almadıklarını açıklıyor:
“Niyet ettik, ama verim ve ücret denklemi doğru değildi”!
Yahu, “Ara transferde adam alınmaz, alınsa da işe yaramaz” diyen Fenerbahçe’nin en üst karar organı değil miydi?
Boşverin!.. Aykut Kocaman da kurtulsun. Gün gelir lazım olur.
Yarın / öbürgün Daum da konuşur. Büyük bir olasılıkla Sportif Direktör ve Yönetim ile uyum içinde olduklarından bahseder.
“Daum-Kocaman-Başkan” üçlüsü asker arkadaşı olsalar ne fark eder? Başkanla sportif direktör çarşaf gerip teknik direktörü zıplatsalar, akşam Beyoğlu’na çıkıp kızlara kesik atsalar veya parmaklarına kesik atıp kan kardeş olsalar. Neye yarar?
Nasıl ki, “her biri kendini kurtarmaya çalışırken” Fenerbahçe’ye, sahaya, tek kuruşluk fayda sağlamıyorsa, kol kola girip Kadıköy Musiki Cemiyeti’nde “üçlü koro” yapsalar nafile.
Diyelim ki öyleler. Müthiş bir uyum içindeler. O zaman daha kötü!.. Düşünsenize; uyumlu olduklarında iş bu hale gelmiş işte.
Özetle; futbolun terazisi sahadadır. Saha ile bitmez, ama saha ile başlar.
Fenerbahçe çok acil bir “galibiyet serisi” yakalayamazsa -ki, bunu yapacak olan futbolculardır-çok daha vahim durumlar yaşanır ve sezon başında yazdığım gibi Daum’un yerine Aykut Kocaman’la hiç değilse sezonun kurtarılması bile imkansızdır.
Çünkü Daum giderken sayın Yıldırım’ı da sürükler, geriye ne Aykut Hoca kalır ne de büyük projeler.
Korkulan, bu gerçeğin Fenerbahçe tabanı tarafından da idrak edilmesidir. O yüzden herkes “kişisel kurtarma projelerini” uygulamaya soktu. Ve işte tam da o yüzden Fenerbahçe’nin durumu “feci” demek yanlış olmaz.
Müthiş bir taraftar kitlesine sahip, sportif direktörlük gibi medeni bir kurumu uygulamaya koymuş, kaliteli futbolculara ve ülkeyi tanıyan bir teknik direktöre sahip, ekonomik durumu nispeten iyi bir takım, henüz şampiyonluk şansını yitirmemişken neden “feci” sıfatına müstahak olur?
Çünkü Başkan üç yıl şampiyonluk sözü vermiştir. Ya sözünü tutacaktır ya da “gereğini” yapacaktır.
Nedir gereken?
Ya “her şeye rağmen” şampiyon olmak ki, bunun içine gemileri yakmak veya herkesi harcamak da girer.
Ya da “ceketini alıp gitmek” veya ona zorlanmak.
Bu manzaraya “feci”den başka ne diyebilirsiniz?