Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi yarı final kapısından dönmesini, ünlü mentor Prof. Dr. Turgay Biçer ile konuştuk. F.Bahçe'nin elenmesini farklı bir açıdan değerlendiren Biçer, "İyi oynamak önemli bir gelişmedir ama daha önemli olan kötü oynasanız da kazanabilmeyi öğrenebilmek, ayrı bir beceridir. Bu, Fenerbahçeli oyuncularda yok, Türk oyuncularda yok. Neden yok? Bu bir kültür. Bu tecrübe. Yani yürümeyi öğrenene kadar kaç kere düştünüz. İşte bunu baştan dert etmeyeceksiniz. Tam yürümeyi öğrenene kadar hata yapacaksınız. Bunlar bilinç altında kodlanacak." diye konuştu.
Psikolojik antrenmanın da en az teknik taktik antrenman kadar önemli olduğunu vurgulayan ve "Eğer antrenörünüz, babadan kalma fikirlerle motivasyon yapmaya çalışıyorsa, sporcularını o türlü hazırlıyorsa, medya, yöneticiler, hala “Hadi koçum arkanızdayız” gibi mesajlarda olursa bu iş olmaz." diyen Biçer, Fenerbahçe'nin bazı doğruları yerine getirirse Şampiyonlar Ligi şampiyonu olabileceğini savundu.
Marmara Üniversitesi Spor Yöneticiliği Bölüm Başkanlığını yürüten, 7 Kitap, 100’lerce bilimsel makale, 20’ye yakın kitabın editörlüğü, ulusal ve uluslararası alanda iş, eğitim ve spor alanlarında konuşmacılığı bir arada yürüten Biçer'i spor kamuoyu başta A Milli Futbol takımı olmak üzere birçok takıma verdiği mentorluk hizmetiyle tanıyor. Spor mentorluğunda Türkiye'nin en önemli ismi olan Biçer ile Ligtv.com.tr Haber Müdürü Erdem Erol konuştu:
"HADİ KOÇUM ARKANDAYIZ LAFIYLA OLMAZ"
-Fenerbahçe Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde yarı finalin kapısından döndü diyebiliriz. Chelsea-Fenerbahçe karşılaşmasını herhalde izlediniz.
İzledim tabi.
-A Milli Takıma, farklı branşlarda sporculara mentorluk yaptınız. Sporcu davranış bilimini iyi biliyorsunuz. Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ndeki periyoduna baktığımız zaman ilk dakikalarda gol yemelerine, skorda geriye düşmelerine rağmen oyundan kopmadıklarını, moral motivasyonlarını kaybetmediklerini, dağılmadıklarını, skoru lehlerine çevirdiklerini gördük. Chelsea maçında skor olarak bunu gerçekleştiremediler ama yine de iyi bir performans ve taktik uyguladılar. Türk futbolunun geçmişiyle Fenerbahçe’nin bugün sergilemiş olduğu başarılı performansı nasıl değerlendiriyorsunuz? Dünden bugünlere nasıl geldik?
Fenerbahçe Sevilla’yı eledikten sonra bana sormuşlardı ve “İngiliz takımlarının çıkması isterim” demiştim. Çünkü İngiliz takımlarına karşı iyi oynarız. Onunla ilgili nedenlerim vardı. İngilizler bizim tanıdığımız ve sürekli oynadığımız takımlardan bir tanesi. Herkes Alman takımı isterken ben İngiliz olsun istiyordum. Hatta Manchester United bile olsa. Çünkü onlara karşı daha önce tecrübelerimiz var ve ne olduklarını biliyoruz. En azından bu tür bilgilerimiz var, bilgi kağıtlarımızda. Ve Chelsesa çıktı. Fenerbahçe ilk maçta burada çok istediği gibi oynamadı ama maçı kazanmayı bildi. O maç öncesi bir radyo programına bağlanmıştım ve “Ne düşünüyorsun?” diye sorduklarında, “Bu tür maçlarda en büyük handikap erken yenen ya da atılan bir goldür” demiştim. Erken yenen ya da atılan bir gol sonrası eğer psikolojiniz sağlam değilse, seyirci de biraz kızmakta, sinirlenmekte, takımı protesto etmekte, Akdeniz insanı gibi davramaktaysa, tez canlıysa problem olur. “Sporcu ve seyirciler maçın sonuna kadar beklerlerse gülen taraf Fenerbahçe olur” dedim ve sanki aynı şey çıktı. Bir oğlum Galatasaraylı, bir oğlum Fenerbahçeli, maçı izliyoruz ben de ortada olan biri olarak konuşuyorum (Gülüyoruz). Tabi hepimiz Fenerbahçe’nin yenmesini istiyoruz ama ben bir sporcu, bilimci ve davranış bilimci gözüyle izlediğim zaman, bir spor psikolojisi uzmanı olarak izlediğim zaman Fenerbahçe’nin çok iyi oynadığını, diğer takımın biraz daha çekingen oynadığını gördüm, ama burada farklı faktörler var. Kazanmayı bilmek sadece bir psikolojidir. İyi oynarsınız ama kazanamazsınız. İyi oynamak önemli bir gelişmedir ama daha önemli olan kötü oynasanız da kazanabilmeyi öğrenebilmek, ayrı bir beceridir. Bu, Fenerbahçeli oyuncularda yok, Türk oyuncularda yok. Neden yok? Bu bir kültür. Bu tecrübe. Yani yürümeyi öğrenene kadar kaç kere düştünüz. İşte bunu baştan dert etmeyeceksiniz. Tam yürümeyi öğrenene kadar hata yapacaksınız. Bunlar bilinç altında kodlanacak. Ama her hata yaptığınızda bir sonraki adıma odaklandığınızda problem olmaz. İşte buna öğrenme denir. Ülkemizde en ihmal edilen şey işin psikolojik tarafıdır. Yani eğer antrenörünüz, babadan kalma fikirlerle motivasyon yapmaya çalışıyorsa, sporcularını o türlü hazırlıyorsa, medya, yöneticiler, hala “Hadi koçum arkanızdayız” gibi mesajlarda olursa bu iş olmaz. Artık bunun uzmanlarının göreve gelip, belli bir takım çalışmasında yer alıp, sorumluluk alması gerekiyor. Yani antrenmana gidiyorsunuz, teknik antrenman yapıyorsunuz, oyunun kurallarına göre bazı şeyler geliştiriyorsunuz, doğru. Kondisyon antrenmanı yapıyorsunuz, sporcuyu geliştiriyorsunuz. Peki psikolojik antrenmanlar niye yaptırmıyorsunuz? Psikolojik antrenman da en az teknik taktik antrenman kadar önemlidir. Sporcuya düşük moralde, hatta morali bozuk olsa bile kazanmayı öğretmeniz lazım.
"F.BAHÇE İYİ AMA MÜKEMMEL DEĞİL"
-Fenerbahçe-Chelsea maçında bunlar ne kadar olumlu ya da olumsuz etken oldu?
Fenerbahçe gerçekten aktif ve atak oynadı. Ama dediğim gibi, iyi takımsınız, mükemmel takım değilsiniz. Yani iyi takımdan mükemmel takıma geçmek için, onu öğrenmeniz gerekiyor. Onu da nasıl öğrenebilirsiniz? Birkaç kere daha direkten döneceksiniz, birkaç kere daha buraları koklayacaksınız. Bunu bir son olarak değil de bir başlangıç olarak algılamanız lazım. Vazgeçmemeniz lazım. Sabredeceksiniz. Daha büyük hedefler için daha büyük adamlar, daha büyük felsefe ve daha büyük sistemleri ve daha büyük çalışmaları, sistemin doğrusunu yapmanız gerekiyor. Doğru yaparak bir yere gidersiniz. Burada doğru iş yapmanız lazım. Fenerbahçeli sporcular da bence bu şekilde yaptığı zaman problem olmaz. O zaman Şampiyonlar Ligi kupasını alabilirsin.
Psikolojik antrenmanın da en az teknik taktik antrenman kadar önemli olduğunu vurgulayan ve "Eğer antrenörünüz, babadan kalma fikirlerle motivasyon yapmaya çalışıyorsa, sporcularını o türlü hazırlıyorsa, medya, yöneticiler, hala “Hadi koçum arkanızdayız” gibi mesajlarda olursa bu iş olmaz." diyen Biçer, Fenerbahçe'nin bazı doğruları yerine getirirse Şampiyonlar Ligi şampiyonu olabileceğini savundu.
Marmara Üniversitesi Spor Yöneticiliği Bölüm Başkanlığını yürüten, 7 Kitap, 100’lerce bilimsel makale, 20’ye yakın kitabın editörlüğü, ulusal ve uluslararası alanda iş, eğitim ve spor alanlarında konuşmacılığı bir arada yürüten Biçer'i spor kamuoyu başta A Milli Futbol takımı olmak üzere birçok takıma verdiği mentorluk hizmetiyle tanıyor. Spor mentorluğunda Türkiye'nin en önemli ismi olan Biçer ile Ligtv.com.tr Haber Müdürü Erdem Erol konuştu:
"HADİ KOÇUM ARKANDAYIZ LAFIYLA OLMAZ"
-Fenerbahçe Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde yarı finalin kapısından döndü diyebiliriz. Chelsea-Fenerbahçe karşılaşmasını herhalde izlediniz.
İzledim tabi.
-A Milli Takıma, farklı branşlarda sporculara mentorluk yaptınız. Sporcu davranış bilimini iyi biliyorsunuz. Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ndeki periyoduna baktığımız zaman ilk dakikalarda gol yemelerine, skorda geriye düşmelerine rağmen oyundan kopmadıklarını, moral motivasyonlarını kaybetmediklerini, dağılmadıklarını, skoru lehlerine çevirdiklerini gördük. Chelsea maçında skor olarak bunu gerçekleştiremediler ama yine de iyi bir performans ve taktik uyguladılar. Türk futbolunun geçmişiyle Fenerbahçe’nin bugün sergilemiş olduğu başarılı performansı nasıl değerlendiriyorsunuz? Dünden bugünlere nasıl geldik?Fenerbahçe Sevilla’yı eledikten sonra bana sormuşlardı ve “İngiliz takımlarının çıkması isterim” demiştim. Çünkü İngiliz takımlarına karşı iyi oynarız. Onunla ilgili nedenlerim vardı. İngilizler bizim tanıdığımız ve sürekli oynadığımız takımlardan bir tanesi. Herkes Alman takımı isterken ben İngiliz olsun istiyordum. Hatta Manchester United bile olsa. Çünkü onlara karşı daha önce tecrübelerimiz var ve ne olduklarını biliyoruz. En azından bu tür bilgilerimiz var, bilgi kağıtlarımızda. Ve Chelsesa çıktı. Fenerbahçe ilk maçta burada çok istediği gibi oynamadı ama maçı kazanmayı bildi. O maç öncesi bir radyo programına bağlanmıştım ve “Ne düşünüyorsun?” diye sorduklarında, “Bu tür maçlarda en büyük handikap erken yenen ya da atılan bir goldür” demiştim. Erken yenen ya da atılan bir gol sonrası eğer psikolojiniz sağlam değilse, seyirci de biraz kızmakta, sinirlenmekte, takımı protesto etmekte, Akdeniz insanı gibi davramaktaysa, tez canlıysa problem olur. “Sporcu ve seyirciler maçın sonuna kadar beklerlerse gülen taraf Fenerbahçe olur” dedim ve sanki aynı şey çıktı. Bir oğlum Galatasaraylı, bir oğlum Fenerbahçeli, maçı izliyoruz ben de ortada olan biri olarak konuşuyorum (Gülüyoruz). Tabi hepimiz Fenerbahçe’nin yenmesini istiyoruz ama ben bir sporcu, bilimci ve davranış bilimci gözüyle izlediğim zaman, bir spor psikolojisi uzmanı olarak izlediğim zaman Fenerbahçe’nin çok iyi oynadığını, diğer takımın biraz daha çekingen oynadığını gördüm, ama burada farklı faktörler var. Kazanmayı bilmek sadece bir psikolojidir. İyi oynarsınız ama kazanamazsınız. İyi oynamak önemli bir gelişmedir ama daha önemli olan kötü oynasanız da kazanabilmeyi öğrenebilmek, ayrı bir beceridir. Bu, Fenerbahçeli oyuncularda yok, Türk oyuncularda yok. Neden yok? Bu bir kültür. Bu tecrübe. Yani yürümeyi öğrenene kadar kaç kere düştünüz. İşte bunu baştan dert etmeyeceksiniz. Tam yürümeyi öğrenene kadar hata yapacaksınız. Bunlar bilinç altında kodlanacak. Ama her hata yaptığınızda bir sonraki adıma odaklandığınızda problem olmaz. İşte buna öğrenme denir. Ülkemizde en ihmal edilen şey işin psikolojik tarafıdır. Yani eğer antrenörünüz, babadan kalma fikirlerle motivasyon yapmaya çalışıyorsa, sporcularını o türlü hazırlıyorsa, medya, yöneticiler, hala “Hadi koçum arkanızdayız” gibi mesajlarda olursa bu iş olmaz. Artık bunun uzmanlarının göreve gelip, belli bir takım çalışmasında yer alıp, sorumluluk alması gerekiyor. Yani antrenmana gidiyorsunuz, teknik antrenman yapıyorsunuz, oyunun kurallarına göre bazı şeyler geliştiriyorsunuz, doğru. Kondisyon antrenmanı yapıyorsunuz, sporcuyu geliştiriyorsunuz. Peki psikolojik antrenmanlar niye yaptırmıyorsunuz? Psikolojik antrenman da en az teknik taktik antrenman kadar önemlidir. Sporcuya düşük moralde, hatta morali bozuk olsa bile kazanmayı öğretmeniz lazım.
"F.BAHÇE İYİ AMA MÜKEMMEL DEĞİL"
-Fenerbahçe-Chelsea maçında bunlar ne kadar olumlu ya da olumsuz etken oldu?
Fenerbahçe gerçekten aktif ve atak oynadı. Ama dediğim gibi, iyi takımsınız, mükemmel takım değilsiniz. Yani iyi takımdan mükemmel takıma geçmek için, onu öğrenmeniz gerekiyor. Onu da nasıl öğrenebilirsiniz? Birkaç kere daha direkten döneceksiniz, birkaç kere daha buraları koklayacaksınız. Bunu bir son olarak değil de bir başlangıç olarak algılamanız lazım. Vazgeçmemeniz lazım. Sabredeceksiniz. Daha büyük hedefler için daha büyük adamlar, daha büyük felsefe ve daha büyük sistemleri ve daha büyük çalışmaları, sistemin doğrusunu yapmanız gerekiyor. Doğru yaparak bir yere gidersiniz. Burada doğru iş yapmanız lazım. Fenerbahçeli sporcular da bence bu şekilde yaptığı zaman problem olmaz. O zaman Şampiyonlar Ligi kupasını alabilirsin.