Kafam takıldı, devre arasında Digitürk'ün yayınladığı istatistiklere göz attım. Takım koşularında Fenerbahçe 48, Sivasspor 54 bin küsur metre koşmuştu.
Aradaki fark 6 kilometrenin üzerindeydi. Hemen kaba taslak bir hesap yaptım. Fenerbahçe'de oyuncu başına düşen mesafeyi merak ettim. 4 bin 365 metrelik ortalamayı, Sivasspor'un rakamlarıyla karşılaştırdım. Ortaya enteresan bir tablo çıktı. Sivasspor, rakamlar karşılaştırıldığında Fenerbahçe onbirine karşı 12.5 oyuncuyla mücadele etmişti!
Tabii ki kadro kalitelerini değerlendirdiğinizde iki takımı kıyaslamanın olanağı yoktu. Sivasspor'un kendisinden çok daha yeterli olan Fenerbahçe'yi durdurmasının, oyunu dengelemesinin yolu, daha fazla koşmasından, daha yoğun bir mücadeleyi sergilemesinden geçecekti. Ve Sivasspor da Fenerbahçe'nin oyun olarak tatmin etmediği, pozisyon üretmekte zorlandığı, golü bulamadığı bu yarıda, bunu yapmıştı. Oyun stratejisi iyiydi. Beşli bir orta sahayla mümkün olduğu kadar rakibine önde basmış, alan daraltmış, kanat oyuncularının koşu yollarını tıkamış, Fenerbahçe'nin temposunu kırarak, etkisini azaltmıştı. Buna karşın Fenerbahçe'nin bu bölümde üçü duran toptan, biri dış şuttan, yalnızca biri organize ataktan, beş kez gol girişimi de vardı. Hatta onlardan birinde Bekir vurmuş, top kaleciyi geçmiş, tehlikeyi çizgi üzerinden Ziya çıkarmıştı. Devrenin sonundaki bir önemli pozisyonda ise Dia'nın vuruşunda top Ramoviç'te kalmıştı. Niang yine etkisizdi. Fenerbahçe yüksek toplarda rakip ceza içerisinde daha üstün gibi gözüküyordu. Ancak bir türlü gol vuruşunu yapmayı beceremiyordu. Oyunun genelinde ise iyi oynayamıyordu. Çünkü yeterince mücadele etmiyor, rakibin direncini kırabilecek bir etkiyi sağlayamıyordu.
İkinci yarıda Fenerbahçe'nin baskısı yoğunlaştı. Bu defa Sivasspor oyunu daha geride kabullenmek zorunda kaldı. Ama konuk ekip yine iyi savunma yapıyor, yine Fenerbahçe'ye pozisyon vermiyordu. 62. dakikada Aykut Kocaman iki değişikliği birden yaptı. Dia'nın yerine Stoch'u, Gökay'ın yerine ise Semih'i oyuna aldı. Bu hamleyle çift santrfora döndü ve hücum gücünü biraz daha arttırmayı amaçladı. Ancak Fenerbahçe'nin oluşturduğu baskıya rağmen gol organize bir ataktan değil, duran toptan geldi. 77. dakikada Alex ceza alanı dışından yaptığı vuruşla topu Ramoviç'in solundan filelere gönderdi. Ve Fenerbahçe bu golle dünü kurtardı. Oyun olarak tatmin etmeden... İzleyenlere pek de keyif vermeden... Kaptanı, golcüsü, cankurtaran simidi, büyük ustası Alex'in golüyle maçı kazandı. Lider ile arasındaki puan farkını korudu. Ve ilk yarıyı Trabzonspor'un 9 puan gerisinde kapadı.
F.Bahçe dünü kurtardı
19 Aralık 2010 12:55