Türk futbolu, üç büyükler ve varlıklı diğer büyükler ekseninde bir İtalyan lokantasında vücut ve ruh bulmaya başladığı günden beri uzun zaman geçti.
Pazartesi öğle yemeklerinde oradan pırıl pırıl gözükür futbolumuz..
Geride bıraktığımız pazartesi bu ülkenin en önemli futbol adamlarından birinin yayınladığı deklarasyona kadar bu böyleydi..
Terim "enkaz" fotoğraflarını gösterene kadar...
Hadi unutmak isteyene hatırlatana kadar diyelim...
Fatih Terim'in pazartesi toplantısında söyledikleri Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası gündeminin arkasına sıkışıp kalmadan son kez üzerinden geçmekte yarar var.
Hoca Türk futbolunun tüm sorunlarını son yılların en düzenli ifadeleri ve kelime zenginliğiyle anlaşılır bir dille ortaya serdi. Tüm futbol eleştirmenlerinin görevi döneminde yaptığı eleştirilerin cevabı olmaktan çok, onların doğrulanmasıydı anlattıkları.
Herkesi etkileyen sonucun, herkesçe bilinen nedenlerinin ifşasıydı.
İnsan düşünmeden edemiyor. Herkes bu ülkedeki futbol'un gerilemesi konusunda hemfikir ise, neden yıllardır kopan bu kavga gürültü, neden sevgisizlik, sevimsizlik..
Terim'in konuşma metni bir tarafa atılmadan Futbol Federasyonu'na bir milat açıklaması olarak asılmalı ve orayı kim ya da kimler yönetiyorsa günde bir kez okuyup anlamaya çalışmalı...
Anlatılanlar bir futbol adamının değil, bu işe bir tarafından bulaşmış herkesin ortak tespitleridir.
Pazartesi toplantısı, Terim'in kendi dönemini tarifi değil, elbirliğiyle yarattığımız futbolumuzun tarifidir.
Sahada değil, salonda gerçekleşen bir devrimdir. Almayı bilene, üzerinde çalışmaya özenene yol haritasıdır.
Terim giderayak bir kez daha hizmet etmiştir.
Bundan böyle milli takımlarda "hadi aslanım hadi koçum" motivasyonu bitmelidir. Para ile saadet olmayacağını gördünüz, prim sistemi denen garipliğe bir son verilmelidir.
Bundan böyle milli takım haberciliği, "bugün de böyle böyle bir maç var" kıvamından 24 saat üzerinde düşünülen bir iş olarak görülmelidir.
Güçlü milli takım yaratmanın güçlü bir lig yaratmaktan kaynaklandığı, güçlü ligin temelinde bir parça da sevgiye ihtiyaç olması gerektiği bilinmelidir.
Her şeyden önemlisi adı "paylaşım toplantısı" olan Terim konuşmasının sözde kalmaması "hep ben merkezli yaşayan, hep bana gelsinci, hep ben bilirimci" güzide medyanın "paylaşma" tanımı üzerinde bir kez daha şapkasını önüne koymasıyla değerli olacaktır.
Terim, hepimizin sıradan bir veda konuşması gibi gördüğü açıklamalarıyla futbolumuzu nasıl "enkaz" haline getirdiğimizi itiraf etmiştir.
Bu enkazı birlikte kaldırmak için "yıkanmak istemeyen çocuklar" huysuzluğunu terk edip, bir şeyler yapmak kimin göreviyse acilen ortaya çıkmalı..
Hoca'nın anlattıkları başka ülkede olsa infial yaratırdı.. Bizde hâlâ bir tepki yok.
Enkaz olayını hâlâ anlayamadık.
Futbolumuz pazartesi günleri herkesin aile yemeği(!) yediği bir lokanta'dan göründüğü gibi değil..
Tarihi pazartesi deklarasyonunda anlatıldığı gibi vesselam..
Enkaz!!..
YİNE Mİ JAMES LAST?
Terim'in basın toplantısıyla devam ediyorum...
Ülkenin son 4,5 yılda milli takımını yöneten teknik adam işin; sahada değil, topun daha iyi döndürülmesi için her safhada yeniden oyuna sokulması gerektiğini anlatırken, kulağımda James Last orkestrasının melodilerini duyar gibi oldum.
James Last ile futbol ilişkisi yeni kuşaklar için hiçbir anlam ifade etmiyor olabilir.
70'lerin sonu 80'lerin başında futbolu anlamaya ve izlemeye başlayanlar için tuhaf bir anlam ifade eder.
TRT'nin canlı yayınladığı ve orta sahayı geçtiğimizde heyecanlandığımız o maçların devre arasında James Last orkestrasının konserlerinden bir bölüm yayınlanırdı. Genelde ilk yarıyı yenik kapatmış, ikinci yarı için umutsuz olurduk.
Last ve adamlarının ekrandaki ritim ve coşkusunu ben ve benim gibi çocuklar bizi sahada yenenlerin kutlama töreni gibi algılardık.
Öyle ki TRT herhangi bir başka yayında James Last konseri verince otomatik olarak futbolda geri kalmışlık algımız harekete geçerdi.
Efsane Last'ı büyüdükçe gerçek yönüyle anlayabildik...
İşte hoca tablonun karanlık tarafını anlattıkça o eski günlerin melodisi içimi ürpertti...
Neyse ki artık milli maçların devre arasında, reklam, yorum, analizler izletiyor televizyonlar...
Reklam verenin desteklediği, yorumcunun parçası haline geldiği, analizin kaçırdığımızı anlatmaya çalıştığı futbol ürünü için...
James Last'a selam olsun...
JAMES LAST: Alman besteci ve orkestra şefi