Golü düşünen, yaratıcı oyuncu eksikliği maç boyunca kendini gösterdi. Orta saha oyuncuları, “İleriye gidersem nasıl geri dönerim” düşüncesinde olunca Bobo ve Holosko hücumda adeta yalnızları oynadı. Orta saha pas yapmayıp, ayağında top tutamayınca, Beşiktaş defansından dönen bütün toplar, duvara çarpmış gibi tekrar onlara döndü. Bana göre Beşiktaş puan aldıysa İbrahim Kaş, İbrahim Toraman ve Sivok'tan kurulu defans bloğunun büyük rolü var.
İkinci yarıda Yusuf ve Serdar Özkan'ın oyuna girmeleri, Siyah-Beyazlılar'ı rakip kale önünde daha da hareketlendirdi. Ama bu hareketlilik beklenen golü getirmedi. Ankaragücü ise adeta şampiyonluğa oynayan bir takım havasında, hırslı, istekli ve arzuluydu.
Ben son zamanlarda Beşiktaş'ı böylesine kendi sahasına hapsedilmiş, defansı zor durumda bırakılmış çok az gördüm. Daha çok gol arayan, daha çok oyuncuyla hücum eden, şampiyonluğa oynayan sanki Beşiktaş değil Ankaragücü'ydü. Ama söylediğim gibi kaleci Rüştü ve Siyah-Beyazlılar'ın savunması Ankaragücü'ne gol şansı vermedi. Beşiktaş, öylesine gol atma arzusu içindeydi ki Mustafa Denizli, oyun disiplinini göz ardı edip, gol yeme riskini alarak defansın en iyi isimlerinden İbrahim Toraman'ı da hücuma gönderdi. Denizli'nin bu riski alması gerekiyordu ve aldı. Ama bu risk de gol getirmedi. Beşiktaş, Ankara'ya sakatlıkları nedeniyle ilk 11'inden 5 eksikle geldi. 'Eğer onlar olsaydı Beşiktaş kazanır mıydı?' diye sorarsanız, cevabım kesinlikle evet olur. Maçın hakemi Barış Şimşek İbrahim Kaş Vassel mücadelesinde penaltı değil dedi. Peki penaltı dese ne olurdu? Hiç kimse bir şey söyleyemezdi.