Durmak, yorulmak bilmeyen bir takım ve susmak, oturmak nedir bilmeyen bir taraftar... İşte dün gecenin özeti kısaca buydu. “Allah Allah ya” diyor insan. Bu takım değil miydi ligin ilk yarısında hayal kırıklığı yaratan, taraftarını küstüren ve Aykut Hoca’yı ‘gitsin-kalsın’ falına sürükleyen.
Antalya, Trabzon, Manisa derken Kayseri. Bakmayın siz, sıradan bir takım değil Kayseri. Erken yedikleri gole rağmen kısa süreli şok yaşayıp sonra disiplini elden bırakmadan ve ne yaptıklarını bilerek oynadılar. İkinci golü yediler yine disiplini bırakmadılar dağılmadılar. Ancak, teknik kapasite olarak Fenerbahçe’nin yanına yanaşamadılar dün gece.
Mehmet Topuz dün gece Kadıköy’deki en iyi futbolunu oynadı. Her yere koştu, her yerde bastı ve hücumda da vardı. Selçuk çok top kaybı pas hatası yapmasına rağmen top rakipteyken futbolu çok iyi oynayıp Kayserili oyunculara boş alan bırakmadı.
Özer topla az buluşmasına rağmen bakıyorsunuz ilk yarı istatistiklerine sahanın en fazla mesafe kaydeden adamı. Bu da kısaca şu sonucu çıkarıyor karşımıza.
Fenerbahçe’deki değişim rüzgârının arkasında takım savunması yatıyor. Top rakipteyken futbolu iyi oynadıklarında işleri kolaylaşıyor. Çünkü bu takımın hücum sorunu yok. Alex, Dia, Niang üçlüsüne mutlaka en az üç kişi daha destek veriyor ve tehlike geliyorum diyor. Ayrıca bu oyun şekli ile topa sahip olma oranı açık ara F.Bahçe’de oluyor. Sözün özü F.Bahçe’de ‘diriliş’ ve yükseliş sürüyor.