Futbol sezonunun tatile girmesiyle transfer piyasasındaki hareketlilik ivme kazanır. Ülkemiz spor medyası sayesinde iş çığırından çıkar, her takım hesabına 50-60 yeni transfer olayı gündeme oturtulur!
Kulüplerimizin bir bölümü halka açık Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) nezdinde işlem gören şirkettirler. Spekülatif hareket kapsamındaki haberlere, tebliğlere rağmen ilgili kurum hiçbir müdahalede bulunmayarak olayın önünü kesmek şöyle dursun, körükler bir tavır takınmaktadır. SPK'nın spor kulüplerine yaklaşımı, yatırımcı adına zarar getirici bir durumdadır. SPK kendisine bağlı bazı kulüplerin mali yapıları durumundaki diğer şirketlere aynı müsamahayı göstermekte midir? Bunun cevabı hayırdır ve doğru olanı da inceleme kapsamına almaktır.
SPK bu konuda ders tekrarı yapıp bu durumlara müdahalede gecikmemelidir. Bu ders konusuna Beşiktaş Başkanı Sayın Yıldırım Demirören de çoklukla konuşmalarında yer vermektedir. Son olarak içeriye dönük kulüp televizyonunda seçilmiş gazetecilerle yapmış olduğu adına 'basının sorularına cevap' başlıklı programda da 2 sene öncesi yapmış olduğu hatalardan ders çıkardığını söylemiştir.
Biri ilkokul mezunu, gazeteci kimliği bile olmayan, Beşiktaş üzerinden at oynatıp cebini dolduran, Beşiktaş'tan umudu kesince başka kapıya yamanan kişi! Diğer üçü, yeni ortak oldukları gazetelerin yazarları, yani maaşlarını ödedikleri kişiler, bir tane de bağımsız gazeteci. Üçün biri ise yönetici olduğu günün haftasında kurmak düşüncesinde oldukları televizyon için leasing yoluyla getirttikleri 630 bin dolarlık kurulum cihazlarının borçlarını kulübe devretmeyi başaran ve bu borç ödenene kadar üzerindeki şirket hisselerini banka borcunun 'ödendi' ibranamesini eline almadan devretmeyen arkadaş! Bunun adı 'kendin pişir kendin ye'den başka bir şey değildir.
Sorular tamamen kendisine yapılan orta mahiyetinde olmuştur. Bir çalışan, patronuna hangi kritik soruyu tevcih edebilir? Hele hele "Yeni yönetim beni işten atar mı?" korkusu içerisindeyse. Mesela Ersan Gülüm konusunu öğrenip açıklığa kavuşturacak sorular gelebilirdi. Adanaspor Başkanı Sayın Bayram Akgül ve Beşiktaş yöneticisi Serdal Adalı ile konuyu defalarca konuştum. Zira bu transferle ilgili enteresan duyumlar alıyordum. İşin başlangıcında konuşulan bonservis bedeli 2 milyon lira, hazırlanan protokolde yazılan rakam 4 milyon Euro.
Serdal Adalı bu duruma itiraz edip sözleşmeye imza koymamış. Bu imzasız belge elde. İşin önemli tarafı da futbolcunun medikal tanımlar sonucu sakatlığının uzun süreli olduğu endişesi. Söylenen ligin ilk yarısına değil, ikinci devresine bile yetişemeyeceği yönünde. Ekonomi yazarı olan arkadaşımızın bir yerde okumadığım için mevcut mali durum ve gelecekle ilgili soru tevcih etmediğini anlıyorum. Halbuki sebebi hikmeti gereği mevcut mali yapı ve gelecekle ilgili halkın aydınlatılmasına yarar sağlayacak konulara girebilirdi. Ekonominin temel kuralları gereği eldeki malı envanterden düşürmeden yenisini yerine koyduğunuzda eskiden kurtulmak için büyük tavizler gerektiğini hatırlatabilir, başkanın bu konudaki planlarını öğrenir, bizler de bilirdik.
10 kontenjanlı yabancı sayısı ortadayken şu anda açıklananlarla 14'e ulaşılmış ve sırada yeni isimler gündemde. Başkanın geçmişten ders aldım demesine rağmen Tabata, Zapo, Holosko, Delgado'da yaşanan ve günümüzde Ferrari, Nobre'nin durumlarına cevap isteyebilirdi. Zira bu bahsedilen hataların karşılığı şu andaki AŞ borçlarının büyümesinin sebebidir. Kendisi, işte konuşmada bir de ekonomi yazarı vardı, hesabından oraya getirtilmişse diyecek bir şeyimiz olamaz.
Diyeceğim, trafikte bile hata oranları nispetinde zararlar tazmin ettirilirken kulüplerimizin başkan ve yöneticiler için deneme tahtası olmaya devam etmelerini önlemek için TBMM'ye sunulmak üzere hazırlanan Kulüpler Yasası'nda yer alan hükümler devreye sokulmalı. Yarın bu borçları yapanlar 'eyvallah' deyip gittiklerinde geride kalanların durumu herhalde iç açıcı olmayacak.
Ders maliyetleri!
10 Haziran 2011 11:48