Günümüzün futbolunda milyon dolarlar havada uçuşuyor. Futbol artık bir holding gibi. İyi idare edilirse zirveye, kötü idare edilirse dibe vurur.
Futbol dünyasını uzun bir trene benzetiyorum. Bu trenin içinde futbol federasyonu, kulüpler, başkanlar, yöneticiler, hakemler, futbolcular, teknik adamlar, taraftarlar, yazılı-görsel medya var. İşte böylesine tıka basa dolu. Peki bu trenin lokomotifinde kimler var? Hepsi ayrı ayrı bir değer. Ama lokomotifi tartışmasız futbolcular, teknik direktörler ve hakemler. Zincirin en kuvvetli halkası onlar. Onlarsız olur mu? Olmaz. Kısacası en güçlü onlar.
Peki en güçlülerin dernekleri güçlü mü? Kesinlikle hayır. İsimleri var, cisimleri yok.
Profesyonel Futbolcular Derneği var. Başında da Turgay ağabey (Şeren). Yaşına rağmen gücünün yettiğince çalışıyor, çabalıyor. Yeterli mi? Hiç değil. Futbolculara hakaretler ediliyor. Paralarını alamıyorlar.
Hakları yeniyor. Zaman zaman fiziki darpa uğruyorlar. Tüm bunlara rağmen siz bu derneğin 'Futbolcularımıza bunlar yapıldı. Biz de bu maça çıkmıyoruz' dediğini duydunuz mu? Hadi bırakın bunu, 'Protesto için beş dakika geç başlıyoruz' dediğini duydunuz mu?
Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği var. Onlar 'Bana dokunmayan bin yaşasın' felsefesindeler. Herkes kendini düşünüyor.
Bir örnek: Silivri'de hakem semineri var. Dışlanan (hala nedeni belirsiz) iki FIFA hakemimiz Bülent Demirlek ve Vedat Yüksel iki kelime etmek için söz istiyor. TFF Başkanı Mahmut Özgener, MHK Başkanı Oğuz Sarvan ve tüm hakemler orada. Koca salon bir dakika içinde boşalıyor. İlk kaçanlar kim biliyor musunuz? Meslektaşları olan hakemler. Bugün onlara, yarın size. Hakemlerimiz itilip kakılıyor, sövülüp dövülüyor, dernekten çıt yok. Fısss... Bu dernek ne yapar; görüldüğü gibi hiçbir şey...
Gelelim Antrenörler Derneği'ne; Yıllarca Türk futboluna önce futbolcu, sonra da teknik adam olarak hizmet verdiler. Vermeye de devam ediyorlar. Ama maçlara giremiyorlar. Girenler nasıl mı giriyor? Araya ya bir gazeteci, ya bir başkan veya locası olan biri giriyor, yardım ediyor.
Kasımpaşa-Antalyaspor maçındayım. Rıza Çalımbay da orada. 'Hocam nasıl girdin, tebrik ederim' diyorum. '250 lira verdim, girdim' dedi. Türk futboluna hizmet etmiş ve etmeye devam eden teknik adamlar bu şartlarda mı girmeli maça? Yazıktır, günahtır. Daha ötesi kocaman bir AYIPTIR. Ve siz Antrenörler Derneği, siz ne iş yaparsınız? Daha bir antrenörünüzü dahi maça sokamıyorsunuz?