Quaresma, Hilbert, Guti, Cenk, Aurelio, Ersan... Hepsi sahaya çıkıyor. Ve Fatih çıkmaya aday.
Serdar, Batuhan, Uğur, İ.Kaş, Delgado, Tello, Delgado... Bu grupta Tello dışında verim alınabilen yoktu, gelenlerin tümü her an kullanılacak durumda. Verimsiz gruba ödenen para şimdi verimli bir gruba ödenecek. Fink’in döndürülüşü de oynanacak maç sayısına baktığınızda akıllıca.
Parası pulu bir yana... Sorun hizmet almak, alamamak...
Asıl fark bu.
Parasal açıdan bakarsanız, değerini katlamak üzere olan Q7’yi sözleşme süresi içinde pazarlayıp tüm harcamaları sıfırlayabilirsiniz.
İnter’de kenarda oturmaktan nasır tuttuğu için değeri 18 milyondan 7 milyona inmişti. Beşiktaş’taki verimliliği ile milli takımına çağrıldı. Eski değerine tırmanacaktır.
Bir de Fatih var şimdi.
Rusya’daki son takımı Kazan Rubin’de, 19.haftası oynanmış Premier Liga’da ikisi ilk onbir, 5 maça çıktı, 450 dakikanın toplam 256 dakikasında görev aldı. Golü yok! Bu iyi bir tablo değil!
Ancak onun meziyetlerini, vuruş üstünlüğünü biliyoruz. Kendisine iyi servis yapıldığında ‘golcü’ kimliğini yakalayabilir. Q7 gibi eski değerine ulaşabilir.
Demirören dönemlerindeki transferlerin yüzde altmışında yanılma olurdu. Bu kez bu oran sıfıra bile düşebilir.
Ve zaman içinde sorunlar da doğabilecektir.
Şöyle:
Haftada üç maç dönemine girilmek üzere. Nerede ise yarım saat içinde bile futboluna saygı duyulmasını sağlayan 34’lük Guti’nin dikeni de var. Fizik olarak bu yoğun trafikte yıpranacaktır.
Günün futbolunda öndeki tek adamın görevini yerine getirirken en çok gerek duyduğu fizik güç. Tekke de bu kaldı mı? Söz gelimi bir Bobo, bir Nobre gibi boğuşabilecek mi?
Aurelio da 33’ü buldu. Onu başarılı kılan önde gelen özelliği fizik gücüydü. Bunda devamlılık gösterebilecek mi?
Öteki transferler Hilbert, Cenk, Ersan’ı hiç ele almıyorum. Böyle bir sorunları yok. Kaldı ki Cenk gösterdiği performans ile hem hizmet katkısı yapıyor hem değerini artırıyor. O da Q7 gibi ederini katladı.
Demirören’i transfer yanlışlarından ötürü çok yerdik. Bugün övgü zamanı. Onu da, ondaki bu değişikliğe katkı yapan yönetim arkadaşlarını da kutluyorum.
Şimdi top Schuster’de.
O, elindeki yaşlı-genç karışımı kadrodan, gol atmayı becerebildiği kadar, yememeyi bilen, yoğunlaşacak maç trafiğinde ‘fizik olarak ayakta kalmayı’ başaran bir takım yaratmak zorunda. Ve de her türlü yükü Q7 ve Guti’ye yüklememeli. Onların olmadığı günler de olacak. O zaman Beşiktaş sudan çıkmış balığa dönmesin.
Demirören’i övme zamanı
03 Eylül 2010 12:09