Dedik ki hava çok güzel. Dedik ki; zemin süper. Dedik ki; Beşiktaş bir çıkış yakalamak için bu maçı güzel bir futbol ve galibiyetle süsler. Dedik ki; Antalyaspor evinde-deplasmanda kazanmak için oynayan bir takım; gollü bir maç olur. Dedik ki; gol olmasa bile pozisyonu çok fazla olan heyecanlı bir maç izlediz. Dedik ki; Nihat, Bobo, Tello ve Tabata artık kendi performanslarını gösterirler.
İlk 45 dakikada bunların hiçbiri olmadı. İkinci devreye girerken biz yine 'demeye' başladık
Dedik ki; her iki takım futbolcuları da 'Yahu ne oluyor bize, kendimize gelelim. Bu kadar seyreden var. Oynadığımızın futbolla uzaktan yakından alakası yok' diye düşünürler dedik ikinci yarı başlarken. Dediklerimizi duymuş ve ciddiye almış olacaklar ki ikinci yarıda kıpırtılar başladı. Pozisyonlar çoğaldı.
Ama futbol adına güzellikler yine çok fazla değildi.
İşte bu 'dediklerden' sonra herhalde nasıl bir maç oldu diye sorarsınız.
Mustafa Denizli 60. dakikada iki oyuncu değişikliği yaptı ve kimler biliyor musunuz? Beşiktaş'ın, Beşiktaşlılar'ın çok büyük beklentileri olan iki futbolcusu; Nihat ve Tabata... Gerisini siz düşünün. Bu iki futbolcu için gerçekten üzülüyorum.
Kötü futbolcu olsalar diyeceğim ki, 'Kardeşim bu dereden bu kadar balık çıkar.'
Ama öyle değiller, ikisi de iyi futbolcu.
Ama bir türlü bekleneni veremiyorlar. Beşiktaş'ta oyuna sonradan giren genç Necip'i çok beğendim. Daha fazla şans verilirse Necip de, 'Bu kadarı yetmez' deyip çok çalışırsa, hem Beşiktaş hem de Türk futbolu iyi bir oyuncu kazanacak.
Öyle veya böyle Beşiktaş maçı kazanmasını bildi.
Eğer puan veya puanlar kaybetselerdi hem moral hem de puan olarak zirveden uzaklaşmış olacaklardı. İşte bu nedenle Beşiktaşlılar sadece şunu söylemeli, 'İyi oynamadık ama kazanmasını bildik.
Zaten doğrusu da bu.'
Özetle; ben bir futbolsever olarak dünkü maçtan hiç zevk almadım.
Alan olduğunu da sanmıyorum. Penaltıya gelince; bana penaltı gibi gelmedi.