Geçen hafta perşembe günü F.Bahçe, Bursa’yı daha ilk yarıda sürklase ederek 3-0’ı bulmuştu.
Herhalde bu sonuç Daum’a fazlasıyla yeterli gelmiş olmalı ki, dünkü karşılaşmayı formalite maçı olarak görmüş. Bırakın 11’i, bir hafta önceki F.Bahçe ile dünkü F.Bahçe arasında gece ile gündüz gibi fark vardı...
Keza Bursaspor için de durum aynıydı. Sanki bir hafta önce varlık gösteremeyen takım onlar değildi. Ertuğrul Sağlam, yarı finali kafasına o kadar koymuş ki, oldukça riskli bir oyun düzeniyle başladı maça. Amaç belli; bir an önce golü bulmak. Vederson’un desteğiyle 18. dakikada da bunu başardılar. Bu andan itibaren sarı-lacivertliler için tehlike çanları çalmaya başladı...
İlk yarı sahada bir Volkan Şen fırtınası vardı. 22 yaşındaki bu genç çocuk F.Bahçe defansını hallaç pamuğu gibi dağıttı. Sarı-lacivertli yarı sahada cirit attı, önüne kim geldiyse geçti. İlk 45 dakikada Bursa’nın en iyi diğer oyuncusu da kaleci Ivankov’du. Hem 2 tane yüzde 100 gol çıkardı hem de penaltıdan ustaca bir vuruşla golü bularak F.Bahçe’nin gecesini kâbusa çevirdi.
BURSA RESMEN EZDİ
F.Bahçe soyunma odasına 2-0 geride gidince Daum, geç de olsa önce Emre’yi, sonra da Alex’i aldı. Bu 2 oyuncu ilk yarı hiç çalışmayan orta alana hareket getirdi, daha iyi top yaptı sarı-lacivertliler.. Ama buna rağmen Bursa, tabir-i caizse futboluyla F.Bahçe’yi resmen ezdi. Hele 3. golü bulduktan sonra oyunun tüm hakimiyeti onlardaydı.
Karşılaşma tam uzatmalara gitti diyorduk ki, sahanın en kötüsü Güiza çıktı sahneye. Bitime 1 dakika kala Alex-Gökhan Gönül işbirliğiyle hazırlanan pozisyonda F.Bahçe’ye yarı finali getirdi. Tabii gönül isterdi ki, sarı-lacivertliler böyle aciz duruma düşmeden turlasaydı.
Maçın hakemine değinmeden edemeyeceğim... Özellikle 2-0 biten ilk yarının ardından zorluk derecesi tavan yapan mücadelede Cüneyt Çakır, tüm pozisyonlara o kadar yakındı, o kadar doğru kararlar verdi ki, gerçekten kutlamak gerek.
Son sözlerim yine kaptan için olacak. Alex bu takımın her şeyi. Onsuz bir F.Bahçe düşünemiyorum. Hâlâ Alex’in bu takım için neler ifade ettiğini bilmeyen, onsuz da olabileceğini düşünen zihniyetlere de saygılarımı (!) gönderiyorum.