Fenerbahçe altyapı takımlarının Galatasaray altyapı takımları karşısında aldığı farklı galibiyetler bir tarafı üzerken diğer tarafı fazlasıyla sevindirdi.
Kimi futbolseverin genç ve minik kardeşlerin maç sonuçları üzerinden yaptıkları ağır şakalara şahit olduk. Bir yere kadar tamam da bir yerden sonra iç sızlatıcı bir hal aldı.
Kaybedenlerin heveslerini, emeklerini ve isteklerini törpüledik. Galatasaray ile Fenerbahçe derbilerinde sonuç ve oyun üzerinden tartışmaya, şakalaşmaya evet ama oyuna sevdalanıp yarınlara yola çıkanlara mani olmaya hayır efendim hayır!..
Birileri kalkıp altyapıdan çıkanları A takıma yükseltme yüzdenizi sorgulayabilir mesela!
Fenerbahçe'ye mağlup olan takımlardan birinin babası oğlunun dünyaya küsmeye yakın olduğunu hayıflanarak anlatıyor. "Daha beş yaşındayken ilk gün maça götürdüğümde yüzünde gördüğüm heyecanı birdenbire kaybedip tamamen kopacakmış gibi bir suratla karşılaşınca ne yapacağımı bilemedim!..
Sporda kaybetmenin doğallığını zamanında anlatmadığım için mi hayıflanayım, çocuğun tüm hayatını değiştirecek olan kaybedersen dışlanırsın sanrısını bünyesine yapıştıran bu sisteme tek başıma karşı koyamayacağım için boş mu vereyim bilemedim..
"Ona altyapıdan A takıma yükselen ağabeylerini anlatma yolunu tercih ettim, sanırım en doğru yol buydu." Kazananların başarısı göz ardı edilemez, birkaç yıldır harika bir organizasyonla altyapı devriminin bir parçası oluyorlar. Kazandıklarında kaybedenlere saygı duymayı da öğretiyorlar bu çocuklara ayrıca..
Öyle de olmalı..
Böyle bir gündem yaşarken, futbolumuz berbat günleri aşmaya çalışıyor ve elimize bir fırsat geçiyor. Geleceğin hoşgörülü, uzlaşmacı sporcularını yetiştirirsek, uzlaşmacı, rekabetin tatlı tarafının yanında olan taraftar da yetişmez mi?
Bu fırsat kaçmaz! Çünkü;
Futbol, öğrenilen bir sevgidir ve babadan çocuklarına taşınır...
Ancak bu taşınma faslı, düşünüldüğü kadar kolay geçmeyebilir. Futbolsever bir babanın en büyük hayali, oğlu/kızı ile birlikte maç seyredeceği günün gelmesidir. Hem futbol hem de takım sevgisini aşılayacağı yılları bekler.
O gün geldiğinde, her şey güzel başlar...
Takımı, eski şampiyonlukları, unutulmaz maçları ve elbette kralları anlatmak, gözlerindeki ışıltıyı görmek, babanın futbol sevgisini katlayacaktır.
Ancak zaman içerisinde katlanarak büyüyen duygu daha çok sıkıntı olabilir...
Nasıl mı?
Bir futbolsever için haftanın en değerli saati, maç saatidir. Öncesinde mental olarak hazırlanılması, mümkünse hiçbir dost, arkadaş ve telefon ile meşgul edilmeden tam bir konsantrasyon ile geçirilmesi gereken futbol dakikalarıdır...
Ve bu dakikalarda, futbolsever adayının sorularını yanıtlamak sadece başlarda eğlenceli olacaktır:
"Baba, o futbolcu neden şimdi hakeme kızdı?"
"Baba, o futbolcu neden topu dışarı attı?"
"Baba, sarı kart ne?"
"Baba, şimdi o kırmızılı futbolcuya mı kızdın?"
Baba ile futbol izlemeye, futbol kuralları kitabını okuyamayacak kadar küçük yaşta başlandığından ve futbol sahada olan biten anlaşıldıkça sevildiğinden, bu soruların her biri, üstelik büyük bir sabırla ve tane tane cevaplanmak zorundadır.
Gerçi okuma-yazma bilse bile, her normal Türk futbolsever gibi, yukarıda bahsi geçen futbolsever adayımız da okumayacaktır elbette...
Futbolsever yetiştirmek, zor ve meşakkatli bir iştir. Sabır ister...
Öte yandan, futbolseverin en iyi bilmesi gereken duygulardan biridir sabır...
İşte o çocuğun bir gün yeteneklerini sergileyeceği güne adım attıysanız, işte o zaman sorumluluğunuz zirvededir bilin!
Önce taraftarı yaptığınız ufaklığın ileride takımınızın formasını giymesini istiyorsunuz ya! Diğer baba da istiyor aynı şeyleri..
Saygıyı ve beklemeyi öğretin..
Kimi zaman ligin başlamasını beklersiniz, futbolsuz geçen hafta sonlarına dayanmak zordur...
Kimi zaman da sezonun bir an önce bitmesini... Bazen şampiyonluk heyecanından bazen de ardı ardına alınan kötü sonuçlardan...
Kötü oynayan futbolcuya, zamanında oyuncu değiştirmeyen teknik direktöre, ihtiyaç duyulan bölgeye transfer yapmayan teknik direktöre ayrı sabır gösterilir...
Derbiyi kazanan ezeli rakip taraftarı arkadaşların "çok esprili" takılmalarına katlanmak için de önemli miktarda sabra ihtiyaç duyulur...
Yani futbolseverin ayrılmaz bir parçası olmalıdır sabır... Sizin tutkunu olduğunuz renklere âşık olup beraber maçlara gideceğiniz, her atılan gole birlikte sevineceğiniz bir futbol arkadaşı yetiştirmek için, o sabır sepetine güvenebilirsiniz...
Siz futbolseverler, kim bilir, sabır kumbaranızı belki de bugün için biriktirmişsinizdir...
Onu harcamayın, hep biriktirin.. Bakın bugün nasıl gerekli olduğunu görüyoruz.
Çocukların size kaybetmenin onur kırıcı bir şey olup olmadığını sorduğu günün suçlusu olmamak için sevdirin, saydırın, sabretmeyi öğretin.
Küçük çocukların duyguları üzerinden büyüklerin dozerle geçmeyeceği güne selam çakmak elinizde, aman unutmayın.
Çocuklar üzülmeyin kaybetmek güzeldir
26 Şubat 2012 12:30