Bu tür konuları iyi bilmediği halde biliyormuş gibi görünmeye çalışan insanlar gereğinden fazla bizim memlekette.
Adına şarlatanlık denilen, özünde insanları aldatmaktan başka bir yanı bulunmayan durum, ne yazık ki bizde bazılarının para ve ün kazanmasını sağlayabiliyor. Ayrıca ortaya çıkan bilgi kirliliği insanlarda bezginliğe yol açıyor, bu kadar çok yalanın yanında gerçekler de güme gidiyor.
Galatasaray'ın düştüğü durumla ilgili olarak en sağlam ve geçerli değerlendirmeleri Hakan Şükür yapıyor. Üstelik bunu yaparken ortaya koyduğu cesaret de takdir edilecek düzeyde. Çünkü Adnan Polat yönetiminin ona sportif direktörlük önerdiği, yani bu tür görevler için düşünüldüğünü unutmamak gerek. Bu açıdan Şükür, kendini ateşe atmak pahasına konuşuyor.
Yönetim değişip başkasının gelmesine yatırım yapıyor diye düşünenler olabilir. Hayır, yeni gelebilecek yönetim bu konuşmaları olumlu değerlendirmez. Tam tersine, "O da çok konuşuyor kardeşim" diye herhangi bir göreve getirilmesi özellikle engellenir. Kısacası, neresinden bakarsanız bakın Hakan Şükür, önemli ve saygıdeğer bir iş yapıyor.
Galatasaray'da neler yaşandığını ve takımın niye rezalet rekorları kırdığını en iyi bilen kişilerden biri Hakan Şükür. Hem yıllarca olayın içinde yaşamışlığının avantajı var hem sonrasındaki gelişmeleri çok iyi izliyor. Kimsenin alamayacağı türden haberler için de pek çok kanalın ona açık olduğunu tahmin etmek zor değil. Hakan da bunları açıklayıp sislerin dağılmasına yardımcı oluyor.
Adnan Polat yönetimi, çok yakın zamana kadar, öteki büyük işlerle daha fazla ilgilendiğinden futbola yeterli zaman ayıramadıkları yolundaki savunmalarla vaziyeti idare etmeye çalıştı. Bu da gerçekmiş gibi göründü. Hiç de öyle değil. Çok büyük yatırımlar yapıldı, mesai harcandı, çaba gösterildi ama tarihin en büyük başarısızlıklarından biriyle karşı karşıya kalındı.
Rijkaard toplam bilançoda yüzde 55'lik oranı kabul edilemez olduğu için gönderildi. Hagi'nin başarı oranı yüzde 50'nin de altında. Elbette ki hemen gönderilmesi gerektiği düşünülüyor ama Polat yönetimi kısa görev süresinde o kadar çok hoca değiştirdi ki şimdi kıpırdayamıyor. Artık kendisinin gitmesi gerektiğini yönetim de görebiliyor ama bunu kabul etmek olanaksız.
Bu durum çok ilginç bir sonuç verecek gibi görünüyor: Hagi'yi gönderemeyen yönetim, onun yüzünden kendisi gidecek! Polat yönetimi şu anda böyle bir açmaz içinde. Takım içindeki sıkıntılarla ilgili haberlerin hepsinin doğru olduğunu bu işlerle ilgilenenler biliyor. Elbette ki birtakım abartılar ve eklemeler oluyor ama özünde hepsinin doğru olduğunu özellikle yalanlama yapılırken anlıyoruz.
Arda'nın durumunun her bakımdan kabul edilemez noktaya geldiği gün gibi ortada. Onu kaptan yapmak belki düşüncede iyiydi ama uygulamada korkunç bir fiyaskoya dönüştü. Sakatlığının bir türlü geçmeyişiyle ilgili olarak söylenenleri yönetim bizden çok daha iyi biliyordur. Bunlar doğru olmasa bile artık öyle kabul ediliyor. Kimsenin Arda'yı savunabilecek hali kalmadı. Sakatlığın bu kadar uzaması, 'kasten oynamıyor' söylentilerine haklılık kazandırıyor. Hakan Şükür de bu durumu çarpıcı biçimde değerlendiriyor.
Sarı Kırmızılı takım bu akşam Gaziantepspor'u yenip de yarı finale yükselirse sorunlar ortadan kalkacak gibi görünmüyor. Sonrasında Beşiktaş ve finaldeki rakibi geçip kupayı kazanmak bile sorunları ortadan kaldıracak gibi değil. Polat'ın "Ne Hagi kalır ne de Sezgin" dediği durumdan daha ağır bir fiyasko ortada duruyor. Artık onları göndererek yönetimi kurtarma olanağı kalmadı. Polat yönetimi için çanlar çok güçlü biçimde çalıyor.
Çanlar Polat için çalıyor
02 Mart 2011 10:53