Futbolcusu alacaklarından dolayı kulübü mahkemeye veriyor... Futbolcusu yerel gazeteyi alıp, “Tuvalet kağıdı olarak kullanacağım” diyor. Futbolcusu idman maçında yardımcı antrenörüyle kapışıyor. Hocası Belçika’da verdiği beyanı Türkiye’de yalanlıyor. Asbaşkanı hocanın beyanatına aniden tepki koyuyor. Başkanı, “Kulübede ben olsam daha iyi görürdüm” diyor.
Böyle huzursuz bir camiadan sahada başarı beklemek mümkün mü? Bütün bu yanlışlıklara sesini çıkartmayan yönetim, bir mağlubiyetten sonra hiç de şık olmayan zamanlaması yanlış bir operasyon yapıyor. Ve her zamanki gibi de Trabzonspor’un zora düştüğü zamanki pankartlar açılıyor. “Onursal başkanımız gel bizi kurtar” Bu kafayla ne düzeliriz, ne kurtuluruz.
Peki ne olması gerekir? Başkan ve yönetim “Pardon, hatalarımız oldu” diyebilme onurunu ve cesaretini gösterecek. Sonra “Zararın neresinden dönersek kâr” diyip, puan alabilmenin yollarına girecek. Kadro dışı bırakılanların kulübün maddi değerleri olduğu unutulmayacak. Ceza verirken, “Kulübüme mi futbolcuya mı ceza verilecek” diye iyi düşünülecek. Şenol Güneş ismi iki de bir ortaya atılıp, camia yıpratılmayacak.
En önemlisi de “Teknik direktör bulamıyoruz, Ünal Karaman içimizde deyip” Karaman’ı göreve getirmeyecektin. Eğer göreve getirirsen, Broos da haklı olarak şunu sorar? “Beşiktaş maçında çok iyi oynayan futbolcularım Kasımpaşa maçında neden süründüler!” Böyle bir soruya ne tür bir cevap vereceğinizi merak ediyorum.
“Türkiye Kupası ve ligin iyi bir yerde bitireceğiz” demeyi bırakıp. Seneye takımda kalacakların, borçlarının nasıl azaltılacağının ve paraları geç almasına rağmen bunun sorun etmeyecek futbolculardan bir kadro kurabilmenin hesabının yapmalısınız. Yoksa bundan sonra Trabzonspor’un sıralamadaki yeri önemli değildir. Camia olarak bizler yönetimden hiç olmasa bir defaya mahsus, yapmak istediklerini samimiyetleriyle ve açık olarak görmek istiyoruz. Yoksa hiçbir operasyon, Trabzonspor’u kurtarmaz.
Bunlar neden yaşandı, ne yapılmalı
24 Kasım 2009 12:37