Trabzonspor'un 2010’daki yenilmezlik serisinde kazanılan maçların temel noktası tempo ile ilgili.
Oyunun şekli sanki birebir kopya. 3 puan hep tempo ile gelmiş. Son dakika golleriyle kazanılan maçlar da buna dahil. Kimilerinde 70 dakikaya yayılan bir tempo var, kimilerinde 20 dakika yetiyor. Karadeniz ekibi ne zaman temposuz oynasa o zaman eli ayağına dolaşıyor. Bakınız zirveden uzaklaşmaya neden olan üç beraberlik....
Bu temponun çıkış adamı ise Alanzinho. Hani Trabzon’daki bir kısım medyanın ‘işe yaramaz’deyip ‘Yalanzinho’ ismi taktığı o Brezilyalı. Bücür oynayınca takım da oynuyor, bücür olmayınca takım da duruyor. Onu Şenol hoca kenarda nasıl oturtuyor aklım almıyor. Şenol hocayı yakından tanıyanlar kumarı sevmediğini bilirler. Hele futbolda asla kumar oynamaz. Dün sahaya sürdüğü 11 için “Güneş kumar oynadı” dersek bize küser. O zaman “Hocam bu risk neyin nesi?” diye soralım. Gördük ki Alanzinho turp gibi. Gördük ki oyuna girdikten sonra bambaşka bir Trabzon ortaya çıktı.
ANTEP’E YAZIK OLDU
O zaman niye 11’de yok? Düşüşe geçtiği belli olan Engin yerine neden çıkışa geçen Gabriç ile başlanmaz o da bir başka soru. Aslında bizim Şenol hocaya sorduğumuz sorular gibi Şenol hocanın da futbolcularına sorması gereken sorular var. Önce Selçuk’a sonra Ömer Aysan’a ve elbette Ferhat’a sormalı hoca “Ey uşaklar ne oldi size?”
Bu eleştirilerimizin yanında elbette bir de alkışı göndermek lazım Şenol hocaya. Aragones’in bile oynatamadığı Burak Yılmaz’ı iyi bir futbolcu olduğuna inandırmış. O da açıkçası hiç görmediğimiz bir performans ile sahadaydı. Umarım saman alevi misali değildir.
Gelelim Antep’e... Yazık oldu demek işin doğrusu. Parça parça da olsa mükemmele yakın oynadılar. Olcan ve Murat Ceylan ikilisi gösterişsiz ama çok verimli pasörlükleriyle Antep’in hemen hemen tüm yükünü sırtlandılar. Kanatlar üst düzey etkiliydi. Tek sorun erken çözülen savunmadaydı. Açıkçası hayret etmemek elde değil. Bu kadro, bu oyun yapısıyla bu Antep ligin nasıl ligin temelerinde olmaz.