Açıkçası, Avusturya-Belçika maçına medyamızın ve Milli Takım yetkililerinin daha büyük bir ilgi göstereceklerini sanıyordum.
Nedeni de açık: Her iki takım da gruptaki ciddi rakiplerimiz. Sadece birkaç gün sonra Avusturya ile ardından haziranda Belçika ile oynayacağız. Bu maçların sonuçları kesin olarak gruptaki kaderimizi belirleyecek. Grubumuzun 4. kategori takımının Belçika oluşu ciddi bir talihsizlik. Bunu daha önce anlatmaya çalıştım ama defalarca tekrarlamak gerekiyor. Bu durum bizi pek çok açıdan ilgilendiriyor. Belçika gerçekte 2. kategori yani bizim düzeyimizde bir takım. Ancak son yıllardaki başarısızlıklar yüzünden bu noktaya geriledi. Biz de benzer bir süreç içindeyiz. Hani şu ayda bir "Milli Takım 32. sırada" gibi haberler çıkıyor da kimse kulak asmıyor ya, işte o aslında çok korkutucu bir durum. Tıpkı Belçika'nın önceki yıllarda yaşadığı türden ciddi bir düşüş dönemi içindeyiz. O nedenle yakın bir gelecekte kendimizi 3. kategoride bulabiliriz.
Öyle olunca da her kura çekiminde, bizden çok daha güçlü olduklarını defalarca kanıtlamış iki ülke önümüzde bulunacak ve bizim de artık gruptan çıkmamız hayal haline gelecek demektir. Yani yıllar önceki şerefli yenilgiler ve beraberlikler dönemine kadar gerilemesek de buna yakın bir tehlikenin varlığını görmeliyiz. Belçika doğal olarak eski yerine dönebilme çabası içinde. Bunu yapabileceklerini dün akşamki maçta gösterdiler. Avusturya ise deplasmanda 4-4'lük maçta ortaya koyduğu etkinliğin çok uzağındaydı. İlk yarıdaki tek hücum etkinlikleri Ekrem'in uzaktan attığı şut oldu. Bunun dışında maç boyunca rakip kale önünde 4 net fırsat bile bulamadılar!
Ev sahibi takım, daha maçın başında ofsayt şaşkınlığı ve kaleci yetersizliği yüzünden yediği golle sarsıldı. İkinci yarının başında benzer savunma hatalarıyla dolu golü de ağlarında görünce iş bitti! Açıkçası bu kadar rahat kazanmayı en iyimser Belçikalı futbolsever bile aklından geçirmemiştir. Galiba Viyana'ya erken gelen sıcak, oyuncuları kötü etkilemiş gibiydi. Onlar bahar sarhoşluğu içinde görünürken Belçika fazla bir şey oynamadan istediğini elde etmeyi bildi. Bunda iki takım arasındaki oyuncu kalitesi farkı kadar deneyimli hocaları Leekens'in de katkısı görmezden gelinemezdi. Leekens, sert ve baskılı oyunla rakibe soluk aldırmadı. İkinci golden sonra Didi Constantini'nin Yasin'i de oyuna alışı bizi ilgilendirebilecek noktalardan biriydi. Çok geçmeden Ümit Korkmaz da forma şansı buldu. Ancak Avusturya'nın dağınık ve etkisiz futbolu içinde onların da yapabilecek fazla bir şeyleri yoktu. Yine de özellikle Yasin yabana atılmayacak bir oyuncu olduğunu gösterme olanağı buldu. Bu karşılaşmadan bize dönük bir yorum çıkarmaya kalkarsak, oynanan futbolun düzeyi itibarıyla pek endişelenecek bir şey olmadığını söyleyebiliriz.
Ancak 'biz kimiz ya da neyiz?' sorusu üzerinde düşünmek gerekiyor. Azerbaycan'a bile yenildiğiniz zaman öteki rakiplerle ilgili kâğıt üzerindeki değerlendirmelerin fazla bir anlamı kalmıyor. Avusturya, grubumuzun 3. kategori takımı ama Belçika karşısında o kadar pasif kaldı ki 'Yok canım, Belçika'nın daha yukarıda olması gerekir' dedirtti. Üstelik Belçika bu galibiyetle maç fazlasıyla da olsa üzerimize çıkmayı başardı. Salı akşamı Avusturya'yı yenemezsek, sonrasında anlatılacak masallara inanacak tek kişi bile bulamayız.
Bu maça niye ilgisiz kaldık?
26 Mart 2011 12:03