Geçen yıl UEFA Kupası finalinde attığı golle Atletico Madrid'e kupa kazandıran Simao, topu beşinci penaltıda ağlara gönderince kupa anlamını buldu.
Aslında Avrupa'da başarmak için kurulan takım Kayseri'de zor da olsa başarıyordu.
Beşiktaş takımı başkanın sezon başı hayalleri ve demeçleri hatırlanırsa UEFA finaline hazırlanan bir takım olarak çıkmalıydı Kayseri'de sahaya.. Öyle ya Portekizli yıldızlarla dolu bu takım daha büyük kupa almak için kurulmamış mıydı?
Tersine Türkiye Kupası için tırım tırım zorladılar durdular. Sonunda kazanmak iyidir de böyle zorlanarak kazanmak bir parça tuhaf kaçtı.
Final maçlarının penaltılara kalması her televizyon izleyicisinin hayalidir. Futbol evden bir yere gitmesin istenir. Dün sanıyorum ha şimdi oynayacaklar, ha geldi geliyor diyerek zamanın nasıl geçtiği anlaşılmadı.
İstanbul'u 2012 Avrupa Başkenti seçtiren Belediye'nin takımı Avrupa'ya çıkma kapısının önüne gelmişken geri dönmemeliydi. Üç büyük İstanbullu karşısında cesur ve akıllı oynayan Bozbaykuş, destekli ekip bunu başarabilecek güçteydi.
İçinde Quaresma, Guti, Simao varsa bir final maçından daha fazlasını beklersiniz.
Tempo, kora kor mücadele, maçı isteyen ve zorlayan bir yıldız mesela.. Dün akşam Kayseri'de yukarıdakilerin hiçbiri olmadığı gibi iki tarafın da tamamen unuttuğu orta saha nedeniyle yalandan bir gol düellosu vardı. Quaresma'nın Metin Depe'yi sürekli zor duruma düşürüp kaleciyi geçemediği iki pozisyonun ardından Fernandes'in attırdığı gol de, Aurelio'nun yaptığı penaltı da; Gökhan'ın golü ve Sivok'un kafası da kendi içinde bir izlenesilik sunsa da geneli anlatmaya kâfi gelmiyor.
Anlattığı tek şey iki takımın çok basit goller yediği gerçeği..
İstanbul B.B., Beşiktaş beklerinin üzerine çok rahat yüklenip alan buldu. Göbekte Aurelio'nun eğreti duruşunu golü yemeden önce test edip anlayabilmiş olsalar skor üstünlüğünü kaptırmadan Beşiktaş'ı normal sürede mağlup edebilirlerdi.
Bu sezon geriye düştüğü maçları çeviremeyen Beşiktaş, öne geçtiği bir final karşılaşmasını Ersan Gülüm'ün sakatlığından bu yana çözemediği defans sorunu nedeniyle sonuna kadar götüremedi..
Daha cesur olabilse İstanbul B.B., İstanbul uçağına kupayla binebilirdi. İş penaltılara kaldığında 2008 Avrupa Şampiyonası'nda Hırvatistan maçındaki Rüştü akıllara geldi. Ne var ki Rüştü'nün şansı savunmacı Belediye oyuncularının direkleri dövmesiydi. Maçı tecrübe kazandı diyebiliriz ama Abdullah Avcı'nın kaybettiğini söylemeye dilimiz varmıyor.
Bu kadar büyük para harcadıktan sonra tek bir kupa bile almış olmak tesellidir, bu kupa hayat kurtarır. Forlan gelir, Quaresma gitmez mesela..
Kazanana tebrikler, kaybedene alkışlar...
Bu kupa hayat kurtarır
12 Mayıs 2011 12:16