"Biri hükmen, dört Süper Lig maçını üst üste kazandı. Beşiktaş bir aydır yenilmiyor! Fenerbahçe 8’de 8’e ulaştığında bu az görülen durum, “10’da on olur mu?” sorusunu gündem yapmıştı. İster misiniz benzer bir soru 4’de 4 yapan Beşiktaş için açılsın?
İlk 4 maçı A.Gücü, Trabzon(d), Fenerbahçe ve Sivas(d) ile... Beşiktaş bu zorlu rakiplerini yenebilir mi? Yenebilir! Ancak, Bobo’nun, Nihat’ın, Tabata’nın, Tello’nun birer Toraman, Kaş ve ille de Ekrem olmayı bilmesi gerek...”
28 Ekimdeki yazımın girişiydi yukarıdaki cümleler. Baş koşulum, hücum adamlarının formlarını yakalamalarıydı. Takımca yapılan iyi savunmanın üzerine bunun eklenmesiydi. Sonra da birlikte işe sahip çıkmak, herkesin her an görevdeş olmasıydı.
Onu başardılar, 8’de 8 geldi!
Tello biraz, Bobo daha çok ayağa kalktı. Denizli, forvet arkasında fizik güçleri tam maçı kaldırmayan Yusuf, Tello, Tabata’yı rotasyonla oynatma olanağına kavuştu. Yusuf ile Tello oyunda kaldıkları sürenin önemli bölümünde verimli olmaya başladılar.
Tabata, Nihat ve de Nobre ‘tam verime’ yükseldiklerinde Beşiktaş’ın işleri daha iyi gidecektir. Tabii geride bir sorun başlamaz ise. Ki şimdilik böyle bir belirti yok.
Beşiktaş’ın şimdi kafasına koyması gereken düstur, “Bitmedi, başlıyor” olmalı. Çünkü 12 puan gerisinde kaldığın iki takımın birini bir puan geçmek, birinin bir puan gerisine sokulmak çok önemli bir iş başarmaktır, ama bu asıl görevin bittiğini, hedefe ulaşıldığını anlatmaz. Zor bir yarışta, böyle bir atılımı yapabilen takımın, neden 12 puan geride kaldığını unutmadan verimini sürdürerek ve kalan hatalarını da gidererek, büyük amaca doğru koşması gerekir.
Ve yarışın üç büyükler arasında değil, beşli koşulduğu unutulmamalıdır.
Geçen yıl da böyle idi.
Kimileri buna aldırmadan, hâlâ “FB ile GS kötü idi de Beşiktaş onun için aradan sıyrıldı” diyerek; Şampiyon Beşiktaş’ın, yarışın içindeki Sivas’ın, Trabzon’un alın terine saygısızlık ediyorlar!
Bu yıl da Bursa ve Kayseri saygıyı hak ederek şampiyonluk kovalamakta.
Ve şunları unutmayalım:
Bir yarışı kazanan, rakipleri kötü olduğu için değil, o ötekilerden iyi olmayı başarabildiği için kazanır.
Yoruma futbol tekniğini bilmek yetmez, ‘düşünme tekniğini’ bilmek de gerekir!