Gruptaki ilk iki maçını yitiren Beşiktaş’a bu maçı kazanması yetmeyecekti. Üstüne K. Şeker’i de yenmeliydi. O da yetmezdi, İBB, K.Paşa ve Manisa’dan ikisinin kalan maçlarından puan almaması gerekirdi. Beşiktaş’ın olmazsa olmazı bu maçı kazanmaktı.
Böyle bir durumda olan takımın amacına uygun bir planı bulunmaz mı? Bir takım bu planı uygulamak için canını dişine takmaz mı?
Beşiktaş’ta durum farklıydı. Neyi nasıl yapmak istedikleri de belli değildi, bir şey yapıp yapmama niyetinde oldukları da!
Öyle garip bir durumdaki Beşiktaş, hocası çifte şampiyonluğu kazanan takımın üzerine daha öte başarılar elde etmek için kattığı Tabata ve Nihat’ı kulübede oturtuyor, yerlerine genç Necip’i oynatıyor. Ve gerçek şu ki bedava Necip yalnız bonservis bedeli toplamları 12 milyon avro olan Nihat ve Tabata’dan daha verimli!
Bu takım ligde ilk yarı tamamlanırken formdan düşmüştü. Bunu gidermek için devre arasında harıl harıl çalışmıştı. Ve tuhaftır ki çalışarak üstüne koyması gerekirken, tersine, sahip olduklarından kayba uğramıştı!
Beşiktaş hücumlarında çok top kayıpları kötü paslar yaptı. Buna karşın ilk yarıda iki gol pozisyonu buldu, birinde topu direkten döndü.
2. yarıda etkili bir Beşiktaş gene yoktu. Bırakın etkili hücum başlatmayı, bir de savunma hatası yaptılar. Hücum adamı sıkıntısı içindeki İBB, Beşiktaş’ın savunma hatasından yararlanarak iyi bir ver-kaç ile pozisyona girdi ve golünü buldu.
Beşiktaş buna karşı da bir hamle yapamadı! Oyuncu değişikliklerine karşın!
Çalıştıkça batmış sanki takım. Ya da çalışıyor gibi yapmışlar. Bu arada inançları, coşkuları boşalmış!
Ligin ilk yarısında Beşiktaş’ın iyi yanı vardı. Savunmayı iyi yapıyorlardı. Hücum yetersizdi. Şimdi her yanı kötü. Savunmada bir oyuncunun bulunmaması bir takımı bu denli etkilemez. Başka bir şey var!
Bir şey var, ama...
17 Ocak 2010 13:41