Hayali senaryo yazmayı alışkanlık haline getirenlere,
Akla hayale gelmeyen hikayeler üretenlere,
Bu maçtan ekmek çıkmaz. Çünkü bu maçta, yazdıkları senaryolarda sınır tanımayanlara en ufak bir malzeme yok.
Maç boyu golleri kim kaçırdı kardeşim. Trabzonspor kaçırdı.
Maç boyunca kim daha iyi oynadı? Trabzonspor.
Kim daha iyi mücadele etti? Trabzonspor.
Bu sonuçta şans, kader, kısmet var mıydı?
Hayır...
Yani Trabzonspor, bu maçı ve bu kupayı söke söke mi aldı?
Hem de nasıl...
Söke söke aldı...
Bileğinin gücüyle aldı..
Hak ederek aldı..
Hakem kararı deseniz, yok...
Attığı gollerde, ortaya koyduğu mücadeleyle, bileğinin gücüyle bu kupayı aldı Trabzonspor.
Helal olsun Trabzonspor’a...
Öyle bir savunma yaptı ki;
Alex’in olağanüstü kişisel becerisiyle attığı gol dışında, Fenerbahçe’ye tek pozisyonu bırakın, yarım pozisyon bile vermedi.
Orta alanı hızlı geçti.
Özellikle ilk yarıda Alanzinho, ardından Engin Baytar, Colman, Selçuk’lu, Emre’li Fenerbahçe orta alanını adeta teslim aldı..
Hücumda Umut Bulut ile Burak Yılmaz, akıl almaz fırsatları kaçırmasa, galibiyet ve kupa son dakikalara bile kalmazdı.
Fenerbahçe ağlamasın...
Kupayı kazanacak en ufak bir çaba göstermedi.
27 yıllık beklentinin ardından bu kadar etkisiz bir futbol, inanılır gibi değil... Kupa Fenerbahçe için sanki kabus oldu...
Çocuklar doğdu, büyüdü, gençler aile kurdu, baba oldu...
Ama daha hiçbiri bir kupa bile göremedi.
Fenerbahçe dua etsin de, Trabzonspor bu kapanın ardından kepenkleri indirsin.
Eğer kepenkleri indirmezse...
Eğer ligin son maçı için İstanbul’a bu hırsla gelirse,
Fenerbahçe’de bu kadar etkisiz kalırsa,
Çift kupa derken, çifte bir hayal kırıklığı olabilir...
Şenol Güneş’e bir kez daha hoş geldin diyorum.
Trabzonspor’un kazandığı kupanın altında önemli bir teknik direktör imzası var.
Hoca’ya da, takıma da tebrikler...
Bileğinin gücüyle
06 Mayıs 2010 12:46