Beşiktaş’ı bekleyen tehlikelerin birincisi ve en önemlisi “sanatsal”dır!..
“Hoppala” demeyin. Bir eylem “saçma sapan” değilse “normal”dir. Aynı zamanda üstün nitelikli, yapana ve yapıldığı ortama katkılı, sonuçlarıyla kafaları değiştirebiliyorsa “sanatsal”dır.
Üstesinden gelinen her zorlu hedef, bir sanattır aslında.
Hayat bir sanat, iş bir sanat, şampiyonluk bir sanat!
Beşiktaş’ın durumu “normal”in sınırlarını aşmış, tamamlanabilmesi için “sanatçılara” ihtiyaç duymaktadır.
“Bunca yıldızı ahenkli, huzurlu ve verimli idare edebilme sanatı” ustalarına.
* * *
Olay sanatsaldır; çünkü sıra dışı yetenekler gerektirmektedir.
Her biri sıra dışı futbol yıldızları, zaaf, boşluk ve adaletsizlik hissettikleri anda sıradan insanlardan çok daha vahim tepkiler verebilir, kayıplar muhtemel kazançları kat kat aşabilir. Zerre kadar boşluk bırakmayacaksın kurumsallıkta. Yine de sorun varsa, sebep olmayacaksın, çözüm olacaksın.
Yani, “Adam şöyle çıktı” demeyeceksin sonra... “İyi çıkmasından” da sorumlu olacaksın!
* * *
Olay sanatsaldır; çünkü ufuk gerekmektedir.
Türkiye’de bir ilk olan yapılanmada, futbolcunun oyundaki dakikalarından taktiksel uyumuna, tribün taleplerinden kendi malını parlatmaya kadar çok girift kriterler vardır.
İşin kötüsü, çözüm ezberimizde değildir. Doğaçlama yapılacaktır.
Yani, en büyük verimi el yordamıyla bulup çıkaracaksın.
* * *
Sanattır; çünkü tarz ve üslup sahibi olmak lazımdır.
En iyi boyalarla berbat resimler, en iyi enstrümanlarla berbat müzikler yapılabileceği gibi yıldızların felakete dönüşmesi olasılığı her zaman vardır. Çare, tarz ve üsluptadır. Olası sorunlara akla ilk gelen çözümler değil, kendi tarz ve üslubun içinde uygun düşen çözümler üretmek gerekir. Prensipler vazgeçilmez olmalıdır.
Yani, betona çakılmış temel çivisi gibi sağlam duracaksın.
* * *
Aksi halde... Eylem “normal” olduğunda “Hay Allah” derlerdi; şimdi “Hay Allah seni...” diye başlarlar.
Daha anlaşılır olması için “Guti özelinden” örnekleyelim:
Guti, “Beşiktaş’ın başağrısı olmak” ile “Beşiktaş’ı uçurmak” arasında bir noktadadır bugün. Açın bakın Guti’nin geldiği günden beri haberlerine...
Yediği tekmeler, sakatlanması ve trafik kazası.
Adı “alkolik”e çıktı neredeyse. Şu ana kadar iyi yönetilemedi.
Bu koşullara, bir de Simao, Almeida ve Fernandes’in Quaresma ile buluşmasını ekleyin. Guti ile empati yapın.
Yıldız olarak geldiği yerde ıssız adam oldu sanki. İkinci değil beşinci planda bugün. Bir futbol starının şişkin egosu daha ne kadar dayanır buna?
Guti bir “eser”se, sanatçısı iyi not alamadı.
* * *
Yine Guti özelinden çözüm arayalım:
Bugünden itibaren Beşiktaş’ı yönetenlerin özel bir “Guti Programı” icat etmesi gerekmektedir futbol ve futbolcu yönetme sanatı adına.....
Çünkü bizim futbol algılamamız başkadır!
Beşiktaş’ta bir yıldız bile ıskartaya çıkarsa (ki, muhtemel aday Guti’dir) ülkemizdeki “kanaat önderleri” adındaki kıyma makinesi şehvetle çalışmaya başlayacaktır.
Malum; o yıldızlarla birlikte, o yıldızları “kesecek” bıçaklar da şöhret olacaktır. Düşünsenize; Almeida’ya “Bu adam futbolcuysa ben ne olayım” diyebilmenin kudret aynasındaki yansımasını.
“Guti yaşlı”, "Quresma şişman” falan...
Mesela ben olsam, bugün itibarıyla “kanaat önderlerimizden” görüş isterim beş yıldız için... Kim futbolcu, kim değil, bugün söylesinler.
Veya benim akıl edemediği başka önlemler...
Beşiktaş’ı yönetenler, futbola hiç denenmemiş bir kapasite getirdilerse, hiç denenmemiş yol ve yöntemler de yaratmak zorunda... Ki, buna sanat diyoruz.
Sonra tribünler... Yine yer kalmadı onu da başka bir yazıya bırakıyoruz
Beşiktaş’ı yönetme sanatı!
05 Ocak 2011 10:44