Bundan sadece 8-9 hafta önce, yani ligin daha 6. haftasında Beşiktaş lige havlu atmıştı. Liderle arasında 13 puan fark vardı ve klasmanın 12. sırasında ikamet ediyordu.
Şimdi Ankaraspor karşısında alınan hükmen galibiyeti de eklersek sekiz haftadır yenilmemiş durumdalar. Klasmanın ikincisi, öğretmenin incisi rolündeler. Bu yüzden herkes ama istikrarsız herkes “Ya nasılmış? Hani Beşiktaş lige havlu atmıştı?” diyor birbirine. En başta da “Beşiktaş lige havlu attı” diyenler. Bizzat. İtinayla.
Bir yandan da ne denecekti ki Beşiktaş’ın ilk altı haftadaki performansına? “Mirim kötü oynamanın da bu kadarı, yani bunu ancak Beşiktaş başarır” falan mı? Unutanlar için hatırlatalım, ilk altı haftada tam bir “Yok artık, bu kadarı da olmaz” tadında felaket filmi seyretti Beşiktaşlılar. İlk altı haftada en kötü ne olabilir sayın senarist? Lige seyircisiz maçlarla başlasınlar ve ilk haftada beraberlik alsınlar... Yok kesmez, daha kötü? İBB karşısında!. Daha da kötü?.. İlk 6 haftada sadece bir galibiyet olsun!.. Daha? Şampiyonlar Ligi’nde dibe vursunlar...
Takvimler 2012’yi gösteriyordu
Daha daha? Karışsınlar... Birbirlerine girsinler... Başkanı protesto etsinler... Taraftar birbirine girsin... Yetmez... Taraftarlar hapse de girsin!.. Bu esnada ezeli rakipler de rekor kırmak için yarışsın... Sıfır puan kaybıyla girsinler lige... Altı-yedi hatta sekiz hafta kadar devam etsin bu durum... Roman olsa fiksiyonlara sığmaz, film olsa kurgusu yapılmaz, Beşiktaş’ta takvimler 2012’yi gösteriyor sayın seyirciler tadında bir lig başlangıcı... E şimdi n’oldu? Beşiktaş Nuh’un Gemisi’ne bindi gidiyor, Aslan’la Kanarya boğulmak üzere...
Futbolda her şey var... Peki olmalı mı? Olur... Futbol bu... Olmayacak olan bunun futbol olduğu ve aslında yorumların neticeye göre yapılması gerektiğini unutmak herhalde... Evet futbol bir netice oyunudur ve evet, yorumlar o an sahada oynana oyuna, skora, tabelaya göre yapılır. Neye göre yapılacak ki? Biz bunu unuttuğumuz için aklımız karışık. Çünkü bu topraklarda olanı değil olmayanı yorumlamamız gerekiyor, atanı değil yedek kulübesinde oturanı tartışmamız... Yapmak değil eleştirmek makbul... Düşünmek değil dalga geçmek... Övmek değil çakmak... Var olmanın yolu sahadaki aktörden daha başrolde olmak.
Adem’e yazık değil mi?
Peter Sellers’ın eşsiz ‘Parti’ filminin başında 15 dakika ölmek bilmeyen asker gibi, figüranlıktan başrole soyunmak. Oysa bizim için hayırlı olan aslında Beşiktaş’ın o gününe bakıp bu gününün görememektir sayın seyirciler... Göremeyelim ki sallamayalım, “ya tutarsa” diye sallayana rağbet etmeyelim. Durumumuz bu!
Önceki gün Avni Aker’de Trabzon-sporspor-Eskişehirspor’la oynadı. Konuk Kırmızı-Siyahlıların tek golünü Adem Sarı attı. Ama resmi yayıncı her nedense kendisini Sezgin Coşkun ilan etti. Bugün bazı futbol sitelerine baktım, gol Sezgin’e yazılmıştı. Biz Ferrari neydi, n’olduya takılmışken, arada Adem’ler kaynıyor, kimse farkında değil. Beşiktaş’ın gidip gideceği en beter nokta bu ligde üçüncülüktür arkadaşlar ama Adem Sarı’lar gol attıklarında BİLE arada kaynadıkça futbolumuzun bir arpa boyu yol gideceği yoktur. Yani.