Bu kadar etkili oynadıysan...
Bu kadar fırsat yakaladıysan...
Son dakikalara 1-0’la girmeyeceksin...
Son beş dakikada önce Kovaçeviç’in kafası...
Ardından kaleci De Sanctis’in hatası...
Bunlar gol olsa yanmaz mısın...
Bunlar gol olsa saç- baş yolmaz mısın...
Oysa futbol olarak...
Kalite olarak...
Arada dağlar kadar fark vardı...
Nitekim Olympiakos son beş dakikaya kadar ne pozisyona girebildi...
Ne de Galatasaray kalesine tek şut atabildi...
Oysa Galatasaray neredeyse tek kale oynadığı maçta kaçırdıkça kaçırdı...
Hele biri var ki...
Hani Ayhan’ın direk dibine kadar getirip geriye çıkardığı top...
Önce Arda’nın, sonra Lincoln’ün iki metreden adeta boş kaleye bu topu gönderemeyişi...
Bu maç rövanşı olan bir maç değil...
Üç puan için tek gol yetti de arttı bile...
Ama UEFA finali için Kadıköy’e doğru yürüyüşe çıktıysan, gol alanlarında bu kadar hovarda olmayacaksın...
Üstelik Galatasaray iyi takım...
Tek hareketle bir maçı alıp götürecek oyuncuları var...
Ama dün akşam bu yeteneklerini pek kullanamadılar...
İstekli oynadılar, iyi mücadele ettiler, iyi fırsatlar yakaladılar...
Ama bir golden fazlasını bulamadılar...
Sabri inanılmaz oynadı...
Servet ile Emre Aşık, son beş dakikaya kadar rakibe göz açtırmadı...
Ayhan sakatlanıp çıkana kadar müthiş mücadele etti...
Lincoln, çok top kaybetmesine rağmen kabul edelim ki, rakip savunmanın dengesini altüst etti...
Galatasaray grup maçlarına en azından sonuç olarak iyi bir başlangıç yaptı...
İlk gecenin ve ilk maçların ardından grubun lideri...
Böyle başladığı grubu böyle bitirmek istiyorsa, gol yollarında bu hovardalığından vazgeçmeli...
Yazıyı bir alkışla noktalayalım...
Ali Sami Yen’i çok uzunca bir süredir bu kadar kalabalık ve bu kadar coşkulu görmemiştim...
2000 yılının, 2000 destanının ayak seslerini duyar gibi oldum...
Bu kadar fırsat yakaladıysan...
Son dakikalara 1-0’la girmeyeceksin...
Son beş dakikada önce Kovaçeviç’in kafası...
Ardından kaleci De Sanctis’in hatası...
Bunlar gol olsa yanmaz mısın...
Bunlar gol olsa saç- baş yolmaz mısın...
Oysa futbol olarak...
Kalite olarak...
Arada dağlar kadar fark vardı...
Nitekim Olympiakos son beş dakikaya kadar ne pozisyona girebildi...
Ne de Galatasaray kalesine tek şut atabildi...
Oysa Galatasaray neredeyse tek kale oynadığı maçta kaçırdıkça kaçırdı...
Hele biri var ki...
Hani Ayhan’ın direk dibine kadar getirip geriye çıkardığı top...
Önce Arda’nın, sonra Lincoln’ün iki metreden adeta boş kaleye bu topu gönderemeyişi...
Bu maç rövanşı olan bir maç değil...
Üç puan için tek gol yetti de arttı bile...
Ama UEFA finali için Kadıköy’e doğru yürüyüşe çıktıysan, gol alanlarında bu kadar hovarda olmayacaksın...
Üstelik Galatasaray iyi takım...
Tek hareketle bir maçı alıp götürecek oyuncuları var...
Ama dün akşam bu yeteneklerini pek kullanamadılar...
İstekli oynadılar, iyi mücadele ettiler, iyi fırsatlar yakaladılar...
Ama bir golden fazlasını bulamadılar...
Sabri inanılmaz oynadı...
Servet ile Emre Aşık, son beş dakikaya kadar rakibe göz açtırmadı...
Ayhan sakatlanıp çıkana kadar müthiş mücadele etti...
Lincoln, çok top kaybetmesine rağmen kabul edelim ki, rakip savunmanın dengesini altüst etti...
Galatasaray grup maçlarına en azından sonuç olarak iyi bir başlangıç yaptı...
İlk gecenin ve ilk maçların ardından grubun lideri...
Böyle başladığı grubu böyle bitirmek istiyorsa, gol yollarında bu hovardalığından vazgeçmeli...
Yazıyı bir alkışla noktalayalım...
Ali Sami Yen’i çok uzunca bir süredir bu kadar kalabalık ve bu kadar coşkulu görmemiştim...
2000 yılının, 2000 destanının ayak seslerini duyar gibi oldum...
(Şansal Büyüka - Akşam)