Kalite G.Saray’ın her kilidi açabilen tek şifresidir. İlişkide kalite, yönetimde kalite, sahada kalite, duruşta kalite, G.Saray’ın 105 yıllık tarihinin olmazsa olmazlarıdır.
Ama Adnan Polat dönemiyle birlikte G.Saray kalitesinden ödün veriyor. Bu sıkıntının da üzerini kapatmak için etrafa korku salmaya çalışıyorlar. Sürekli bir “tehdit” nidası yükseliyor Adnan Polat’tan. Öyle ki yaptıkları işlere itiraz edenleri kulüp çalışanıysa kovuyorlar, yöneticiyse pasifize ediyorlar, gazeteciyse “hain” ilan ediyorlar. Etraflarında “lale devri” yaşayan bir zümre yaratmaya çalışıyorlar. Görmesinler, duymasınlar, konuşmasınlar.. İsteniyor ki sürekli birileri “Padişahım çok yaşa” diye bağırsın.. Bu sebepten sorunlarını yüzlerine vuranları sevmiyorlar.
POLLYANNALAR!
Eskiden F.Bahçe, G.Saray yenilgileriyle karışırdı. Şimdi ise G.Saray karışıyor. Eskiden F.Bahçeli futbolcular taraftarlarıyla kavga ederdi. Şimdi G.Saraylı futbolcular kavga etmeye başladı. Eskiden F.Bahçe başkanlarının söylemleri komikti. Şimdi G.Saray başkanının... Eskiden F.Bahçe yönetimleri karışırdı, şimdi G.Saray yönetimi karışıyor. Eskiden sarı-lacivertli yöneticiler entrikalar çevirirdi, şimdi G.Saraylı yöneticiler entrika peşinde koşuyorlar.
Adnan Polat, G.Saray’ın kıblesini “eski F.Bahçe’ye” çevirdi. F.Bahçe başkanı karşısında eli kolu bağlı duran, yönetimi içerisindeki çatırdamayı basın toplantısıyla örtmeye çalışıp bunu başaramayan, suçu hep sahada, sakatlıkta, hocada, medyada arayan, ezeli rakibine her branşta yenilen ve sonrasında yüzündeki gülücükler eksik olmayan, en yakın adamını yiyen, etrafındaki kendi yarattığı ‘Pollyannalarıyla’ mutlu yaşayan ben değilim! G.Saray’ı bu kaosa ben sokmadım. Yaşananların tek sorumlusu Adnan Polat’tır.. Kulübün başkanı, tek yetkilisi, tek seçicisi oysa, başarıda omuzlara alınıyorsa, başarısızlıkta da faturayı Adnan Polat öder..
SORUN KALİTEDE
G.Saray’ın ana problemi kalitedir.. Adnan Sezgin’i Lütfi Arıboğan’a tercih ediyorsan zaten çoktan yolunu çizmişsindir.. Diğer tercihlerden bahsetmeye bile gerek yok. Hâlâ teknik direktörün işine karışıyorsan, kabadayıları takım otobüsüne kulüp yetkilisi diye oturtuyorsan, profesyonellerin kulübün değil de senin adamlarınsa, sen G.Saray’a değil de G.Saray sana kapı açıyorsa, kiminle fotoğraf çektireceğine F.Bahçe başkanı karar veriyorsa, yalan dediklerin yalan değilse, doğru dediklerin bir türlü gerçekleşmiyorsa fazla tartışmayalım.. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
DENGE BOZULUR
G.Saray’a 10 numara lazım mı? Rijkaard’ın sistemi bunu kaldırabilir mi? Bence hayır! Bir takımda Arda varsa, Pino transfer edildiyse, Kewell geri döndüyse, Elano hâlâ eldeyse 10 numara transferine gerek yok. 10 numara çaresiz takımların tek başına maç kurtaran demode oyuncu tipi oldu artık.. 4-2-3-1 oynayan bir takımla, 4-3-3 oynamak isteyen bir teknik direktör 10 numarayı nereye koyacak? Geçen sezon bu sevda yüzünden takım dağılmadı mı? Elano’ya yer açmak adına, Dos Santos’u oynatıp Arda Turan’ın yerini değiştirerek bozmadı mı sistemi Frank Rijkaard? G.Saray’ın ihtiyacı olan iyi bir orta saha oyuncusu. Sertlikten korkmadan, top alıp onu servis yapacak, takımı 3. bölgeye hızlı geçirecek komple bir orta saha oyuncusu.. Bir de santrfor.. Baros’un yokluğunda, sıra Mehmet Batdal’a gelmeden forma giyebilecek, cesur ve hızlı bir oyuncu.. 10 numara transferi yine hayâl kırıklığı olur G.Saray için..
Ayinesi iştir...
24 Temmuz 2010 14:05