Liderlik kavgası veren, teknik direktörleri halef-selef olan, iki takımın tipik özelliği, fizik kondisyona dayalı futbollarıydı. Dün akşam İnönü Stadı’nda yağmur o kadar gaddardı ki futbolun doğa ile de mücadele vereceğini acımasızca hatırlattı. Tüm kural ve düşüncelere meydan okuyan topa hükmedilemeyen zeminde hata yapma olasılığı yüksekti.
İlkyarıda “tut-vur” şeklinde ve uzun pas ile oynanması gereken hava toplarıyla, ayağı yere basan sakin oyunculardan kurulu takım avantajlıydı. Bursaspor, Volkan’ın seke seke getirip arka direğe ortaladığı top ile Ozan’ı buluşturduğunda Beşiktaş bir şeyi hatırladı. Nihat’ın yerine oynatılması gereken kişi Nobre olmalıydı.
Mustafa Denizli ikinci yarıda bu hatasından döndü. Yağmurun azalmasıyla baskılı oynamaya başlayan Beşiktaş, Nobre’nin attığı gol ve Bobo’nun penaltısıyla araladığı üç puan kapısından geçemedi. Ancak hemen ikinci yarı başında Sercan’ın tüm defansı geçip kaçırdığı gol belki de oyunun Bursaspor için kırılma anıydı. Bu arada Rüştü’nün sakatlanmasıyla genç Korcan’ın böylesine olumsuz koşullarda görev alarak arkadaşlarının güvenini kazanması Beşiktaş adına bir kazanç olarak düşünülebilir.
Beşiktaş çok güvendiği defansının, Ferrari’nin olmadığı süreçte ne kadar başarısız olduğunu yaşamak zorunda kaldı. Maçı Ferrari’siz bitiren Siyah - Beyazlılar ayakta kalamayınca kazanacağı maçı kaybederek ligde arka arkaya üçüncü maçında puan yitirdi. Bu mağlubiyet de demek oluyor ki Beşiktaş ikinci yarı şampiyonluk yarışına hiç de avantajlı başlamayacak.
Zannederim Mustafa Denizli, Nihat’ı ısrarla oynatarak kaybetme noktasına getirdiğini bu karşılaşmada görmüştür.
Ayakta kalan kazandı
19 Aralık 2009 14:31