Geçenlerde önce Fenerbahçe, sonra da Galatasaray Müzesi'ne gittim. Karşılaştırma yaparsam, Galatasaray bir kez daha kaybeder.
Müzenin binası çok güzel yenilenmiş. Birçok kat var ama sadece ikisi kullanılıyor. Biri takıma, biri Galatasaray Lisesi’ne ayrılmış. Takım katından başlıyor, sonra bir kat daha aşağı inerek lise katına ulaşıyorsunuz. Asansörlerden çıktığınızda, tam karşınıza kocaman bir ‘takım’ fotoğrafı çıkıyor. Bu ilk takımın fotoğrafı bütün duvarı kaplıyor. O dönemde hep yapıldığı gibi, fotoğrafın orjinalinin üzerine el yazısıyla kimin kim olduğu yazılmış.
Sağa döner dönmez hemen karşınızda Metin Oktay’ın gayet gerçekçi bir balmumu heykeli var. Yanındaki duvarda da 9 numaralı efsane forması asılı. Hayır, yanlış yazmadım. Kariyerinin son döneminde 10 olsa da, aslında 9 idi Metin Oktay. Metin Oktaylı salonda iki camekân içinde sergilenen birkaç kupa ve duvarlarda birkaç fotoğraf var. Sonra büyük salona geçiyorsunuz. Cama nazır bir koltukta Ali Sami Yen Bey’in balmumu heykeli oturuyor. O da gayet gerçekçi. Yine birkaç kupa ve birkaç fotoğraf... Arkada daha küçük bir salonda Galatasaray Lisesi’nin Kurtuluş Savaşı’nda verdiği şehitlerin fotoğrafları asılı... Ali Sami Yen’in lise diploması... Camekânlar içinde sergilenen iki eski top, iki krampon... Bir yüzücü mayosu ve beresi... Birkaç rozet... Birkaç eski flama... İşte bu kadar.
Daha eskileri bir kenara bıraktım, ne Hakan Şükür var müzede, ne Hagi... Ne Bülent Korkmaz’a dair bir şey, ne Hasan Şaş’a... Bu takıma en büyük başarıları yaşatan Fatih Terim’in de bir heykeli olmalı müzede ama sanırım fotoğrafı bile yok. İçeri girdiğinizde insanı sarhoş eden bir kupa sergisi olabilir bu kadar branşla ama maalesef. Hatta UEFA Kupası bile yok. Ya da var ama biz göremedik. Hangisi daha vahim olurdu acaba; olmayışı mı yoksa görülmeyecek şekilde sergilenmiş olması mı? Onu da bilemiyorum.
Sadece futbol kulübü değil ki Galatasaray! Diğer branşlara da en azından bir tam kat ayrılamaz mıydı? Oralardaki efsane sporcular onurlandırılamaz mı? İlklerin takımı olduğu vurgusu duvardaki birkaç fotoğraf dışında yapılamaz mı? Basketbolun ‘Yenilmez armada’ olduğu, kız takımının 1987-2000 yılları arasında 11 kez şampiyon olduğu efsane bir dönem var mesela. O dönemin sporcularının da balmumu heykelleri olsun demiyorum ama en azından formaları, en azından bir fotoğrafları konamaz mıydı?
Başkanlar bile ‘Başkan’ olmalarıyla değil, sporcu kişilikleriyle öne çıkarılabilirdi: Ali Sami Yen, Ulvi Yenal, Ali Uras, Özhan Canaydın bir çırpıda aklıma gelenler, en azından orada da bir farklılık yaratılmış olurdu. Voleybol, kürek, sutopu, tekerlekli sandalye basketbolundaki başarılar... Milli Takım’a verilen sporcular... Terleri üzerinde kurumuş formalar, giyilmekten aşınmış ayakkabılar, sporculara ait özel köşeler...
FUTBOL DEĞİL SPOR KULÜBÜ
Sen önem vermezsen kim verecek? Neden versin? Bu futbol değil, ‘Spor kulübü’ meselesinin ne kadar değerli olduğu fark edilse, bu özellik bir külfet yerine, bir ayrıcalık gibi taşınabilirdi belki. Müze çıkışında insanın gezdiklerinden etkilenerek gireceği bir store, burada satılacak eski-yeni formalar, kitaplar, farklı ürünler, insanın soluklanacağı bir cafe olamaz mıydı? Biliyorum hepsi düşünülmüştür, aslında şahane bir müze yapılacaktır da ödenek yokluğundan yapılamamıştır. Oysa Zapata’ya, Jo’ya ayrılan ödenekler müzeyi tamamlamaya ayrılsaydı, belki bugünkü kesik başlı tavuk sendromundan kurtulurdu Galatasaray.
Kim olduğunu hatırlamak için boş boş konuşacağına, müzesini gezmesi yeterdi. Dünü olmayanın yarını olur mu? ‘Galatasaray neden kaybetti’ sorusuna cevabı uzakta aramayın, Galatasaray, işte bu yüzden kaybetti.
Aslan neden kaybetti?
23 Mart 2011 11:03