Bugün size Napoli takımının hikâyesini anlatacağım, ama bu sadece bir futbol öyküsü değil. Yaşadığımız coğrafyayla pek çok ortaklık var orada.
Napoli tarihini ikiye ayırarak başlamak lazım: Maradona öncesi ve Maradona sonrası. Sanıldığının aksine öncesinde de önemli bir geçmiş var takımın. Evet, İtalya’nın en büyük üç takımından biri değil Napoli. Ama Güney’in Kuzey’e başkaldıran tek temsilcisi ve yıllarca İtalyan tarihinin önemli futbol merkezlerinden biri. Ülkenin en fazla seyirci toplayan dördüncü stadı San Paolo.
Yine de yüz yıla yaklaşan tarihlerinde, Maradona’sız dönemin başarılarla dolu olduğunu söylemek zor. Şehrin İtalya tarihindeki yerine inat, asansör takım Napoli. Müzesinde 1980’lere kadar küçük ve orta ölçekli birkaç kupa, iki de ‘Coppa Italia’ var. Bir kez lig şampiyonluğu kovalamışlar, iki de üçüncülük söz konusu. Hepsi bu! Peki sonra... İşte sonrası, aslında pek çok ayrıntısını bildiğimiz bir kahramanlık hikâyesi.
Maradona, Napoli’ye adeta ‘Samsun’a çıkar’ gibi geliyor. O şehre ayak basıyor ve Napoli’nin kaderi değişiyor, İtalya futbolu değişiyor, hatta dünya değişiyor. Tamam kadroda Ciro Ferrera, Fernando De Napoli, Careca ve Alemao gibi (Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, Ali Fuat Cebesoy?..) yıldızlar da var ama o başka. Uzun uzun anlatmanın âlemi yok. ‘Bir güneş gibi’ doğuyor Napoli’ye Maradona. Önce İtalya tarihinde Güney’den gelen ilk şampiyon oluyorlar. Sonra bir kez daha. Sonra da UEFA Kupası’nı kaldırıyorlar.
Bu başarılar Maradona’yı sadece futbol açısından değil, kültürel, sınıfsal hatta neredeyse dinsel bir ikon haline getiriyor. Haksız da değiller. Bölgenin maküs talihini yeniyor Maradona. Düzene kafa tutuyor. Parıltısını kaybetmeye yüz tutmuş onurunu yeniden zirveye taşıyor.
Ama Napoli için asıl hikâye Onun gidişinden sonra başlıyor. Maradona Napoli’den ayrılıyor ve ruhani liderini kaybetmiş olan takım önce bir süre idare etmeyi başarıyor. Çünkü Zola yetişiyor imdada (İnönü?). ‘MaraZola’ diyorlar ona. Ve takım bir süre daha İtalya liginin zirvesinde kalıyor.
Ama sonra... Gerisi bir kaos. Takım finansal açıdan dibe vuruyor. Bu öyle bir çöküş ki, kulüp bir anda iflas bayrağını çekiyor ve ismini bile kaybediyor.
Artık en baştan, üçüncü ligden başlamak durumunda kalıyorlar. İtalyan en büyük film yapımcılarından biri olan Aurelio De Laurentiis’in kulübü satın almasıyla küllerinden yeniden doğuyor Napoli. Yavaş yavaş dirayetli adımlarla tek tek çıkıyor basamakları. Üçüncü ligde 50 bin kişilik stadını doldurmaya devam ediyor. Köklü bir kulüp, tarihi bir kent olmanın gücüyle yeniden Serie A sahnesine çıkmaları çok zaman almıyor. Ama eskisi gibi değil asla. Apoletleri sökülmüş bir şekilde, mazinin gölgesi altında yaşamaya devam ediyorlar. Kendi yağında kavrulmaya mahkumlar.
Ta ki bu sezona dek. Bu sezon her şey farklılaşıyor. Mazzari yönetiminde ilgi çekici bir başarı öyküsüne soyunuyor Napoli. Maaşlarının toplamı 11.3 milyon euro olan bir takımla şampiyonluğu zorluyorlar. ‘İlk 11’lerinin yarıdan fazlası İtalyan. Yıldız diye oynattıkları üç isim Türkiye piyasasında transfer spekülasyonlarına bile konu değil. Uruguaylı Cavani senelik 1.8 milyon euro gelirle takımın en fazla para alan oyuncusu. Slovak Hamsik orta sahanın yıldızı. Golcüleri ise Arjantinli Lavezzi. Ha bir de bizim kuyruğuna teneke bağladığımız, ama dünyanın en iyi kalecilerinin yetiştiği İtalya’da yılın kalecisi seçilen De Sanctis. Hiçbiri dünya starı olmayan isimler bunlar ama Serie A’nın altını üstüne getiriyorlar. Üstelik İtalya liginde kâr edebilen beş kulüpten biri onlar. Milan’a iki kez yenilmek yerine o iki maçta galip gelseler bu sezonun şampiyonluk ipine en yakın takımı olacaklardı. Ama bu kadarını bile kim azımsayabilir ki? Son üç haftada Inter ve Juventus’a da kafa tutarlarsa ligi ikinci sırada bitirecekler ve Maradona’lı günlerden sonra bu ilk kez olacak.
Artık kahramanı yok Napoli’nin. Gene iyi oyuncuları var, ama futbol tanrılarından medet umma dönemi bitti. O altın dönemi hiç unutmayacaklar. Ama ona takılı kalıp yaşayamayacaklarını da biliyorlar. Yeni bir kahraman beklentileri de yok. Yukarıdan bir lütufla değil, aşağıdan emekle yükseliyor Napoli. Yukarıdan başlayan devrimi aşağıdan tamamlamaya çalışıyorlar.
Geçen haftaya dek, ne yalan söyleyeyim, Napoli şampiyon olmasın istiyordum. Bunu tarihte bir tek Maradona başarsın diye düşünüyordum. Sonra baktım ki haksızlık yapıyorum. Futbol en çok takım oyunuyla güzel ve toplumsal destanlar kahramanlık öykülerinden her zaman daha güzel.