Ligin devre arasında Aykut Kocaman’la birkaç kez özel sohbetler yapmıştım.
Bir kısmı Vatan’ın spor sayfalarında yer almış bir kısmı da ‘off the record’ niteliğinde olduğu için kişisel arşivlerime katmıştım.
Aykut hoca bu sohbetlerin hepsinde ısrarla ‘Biz topun arkasında kalmayı yeterli sürede yapamadığımız için ligin ilk yarısında gerçek gücümüzü gösteremedik. Bu eksiğimizi giderdiğimiz ve topun arkasında kalma süresini uzattığımız taktirde çok farklı bir noktaya geliriz’ demişti...
Dediğini de (Antalya maçını kenara bırakalım onun havası farklıydı), Trabzon ve Manisa maçlarında gerçekleştirdi ve bu sayede F.Bahçe dün itibariyle ligin en iyi topu kullanan takımı haline geldi.
Manisa karşısında gördük ki Alex artık daha farklı oynuyor. Ligin ilk haftalarına Alex’i hiç bu kadar sorumluluk alırken gördünüz mü ? Kaptan dün ne kadar yıldız varsa hepsini hak etti. Olağanüstüydü dersem abartmış olmam. Top tuttu, pas attı, asist yaptı ve gol attı. Üstüne üstlük dakika 90’ken bile koştu ve bir de savunma yaptı ki ders olacak nitelikteydi...
Bir tek ağzıyla kuş tutmadığı kaldı ve Allah’tan ki yeni sözleşme imzalandı.
GÖKHAN’SIZ OLMUYOR
Alex'ten bahsederken ona olağanüstü destek veren ve belki de F.Bahçe’nin bu denli diri kalmasının gizli kahramanı olan Emre’ye haksızlık yapmamak lazım. Bazen Topuz’u bazen de Cristian’ı (Ki iyi ki bu Cristian gönderilmemiş) alarak takımı elini kolunu sallayarak hücuma çıkarttı.
Kocaman'ın devre arasındaki Semih’i Niang’a daha yakın oynatma müdahalesinin F.Bahçe’yi galibiyete taşıyan en önemli hareket olduğunu belirtip gelelim Gökhan Gönül’e...
Artık şu çok net ki, Gökhan olmayınca F.Bahçe aksıyor. Özellikle de kanatta tempo yapmakta zorlanıyor.
Çünkü onun yerine oynayan hücuma mı çıksın, Gökhan kadar çabuk geriye dönüp savunma mı yapsın karar veremiyor.
Ve ne yazık ki bu Gökhan’ın sadece F.Bahçe’de değil Türkiye’de de alternatifi yok. Dün o olsa idi F.Bahçe daha erken maçı çevirirdi.
Bu arada sormadan geçemeyeceğim. Hikmet hoca Alex’e nasıl adam markajı vermedi merak ediyorum.