G.Saray sezonun ilk ciddi provasında belki sonuç olarak istediğini alamadı ama geçen sene oynadığı 50’nin üzerindeki resmi maçtan daha çok umut verdi.
Umut vermedikleri tek konu artık klasikleşen F.Bahçe yenilgilerinin şartlar ne olursa olsun devam etmesi.. F.Bahçe’nin 75 dakika 10 kişi oynamasına rağmen, ikinci yarının F.Bahçe ceza sahası içerisinde oynanmasına rağmen, G.Saray’ın istediği sonucu alamaması artık yavaş yavaş sarı-kırmızılıların psikolojik olarak da ezeli rakiplerini teslim olmaya başladığının bir işareti.. Ama bu durum lütfen kulüp içerisinde gizli kalsın. Kimse bunu dışarıya sızdırmasın ki başkan Adnan Polat da kimseye kızmasın, bir de Florya’da köstebek avı başlatmasın!
G.Saray'ın iç problemlerini, psikolojik bozukluğunu bir kenara bırakıp umut veren yönlerine bakalım.. Sahada “sahte yıldız” kalabalığı olmadığında Arda’nın G.Saray’ın tek patronu olduğunu net şekilde gördük. Önümüzdeki hafta önemli bir Avrupa kulübünden teklif alması yüksek ihtimal olan Arda’nın ayağına top her geldiğinde G.Saray canlandı.. G.Saray yarattı. Ama bitiremedi. G.Saray’ın biteremediği noktada oynayan Mehmet Batdal’ın hayatında ilk kez bu kadar sert rakiplere karşı mücadele ettiğini de unutmamalı.. Batdal ilginç bir futbolcu. Bazen topu tutup takımını ileri çıkartırken çok akıllı, bazen de acemi sahneler sergiledi..
MUSA HİÇ EZİLMEDİ
Serdar Özkan Arda’nın sıkıştığı noktalarda sazı eline aldı. Sorumluluktan kaçmadı. Diri bir görüntü sergiledi. Musa çocuk yaşına ve ikinci ligden gelmiş olmasına karşın nabzının atışını kontrol ettiği anlarda varlığını hissettirdi. Cana G.Saray için çok gerekli olduğunu, geçen sene onun tipinde bir kimliğin yokluğunun G.Saray’a şampiyonluğu kaybettirdiğini gösterdi.. Sert ve takımı ayakta tutan güçlü karakteri var. Bu takıma yapılacak akıllı takviyeler ve Baros’un geri dönüşü, Arda Turan’ın kaybedilmemesi şartıyla G.Saray’ı aradığı başarıya taşıyabilir
Arda gitmezse hâlâ umut var
22 Temmuz 2010 12:36