Kasımpaşa’nın oyun anlayışı ve Fenerbahçe’nin mağlup oluşundan dolayı geçen hafta coşkulu ve etkili gözüken Galatasaray, bu yanılgının bedelini Eskişehir’de ödedi.
Çekinerek, isteksiz başladığı oyunda Eskişehir de aynı düşüncede oynayınca, zevksiz bir futbol ortaya çıktı. Buna rağmen iki net pozisyon bulan taraf Galatasaray’dı ilk yarıda. Soyunma odasına giderken maçın kaderi çizildi. Hem kendi ceza alanı önünde hem de Galatasaray ceza alanında elle avantaj sağlayarak attıkları gol, soyunma odasına moralli ve dirençli girmesini sağladı Eskişehir’in. Şunu es geçmemek gerek. Golde elle oynama olsa da, Galatasaray’ın defans çıkışındaki zaafları -Topal’ın da dahil olmasıyla- kendini gösterdi.
Ev sahibinin o alanda prese dayalı anlayışını da takdir etmeli. İkinci yarının başında ilk golün sahibi Koray’ın hiçbir müdahaleye maruz kalmadan bulmuş olduğu ikinci gol, Eskişehir’in tamamen defansa çekilmesine, belki de rakip alana hiç gitme niyeti olmayan, isteksiz Galatasaray’ın yetenekli oyuncularının da en iyi oynadıkları bölgeye taşınmasına neden oldu. Dos Santos’un, acemice bir defans hatasını çok iyi değerlendirerek ceza alanına girmesi, içeride olup olmadığı tartışılan bir pozisyonu ve ardından penaltıyı getirdi. 2-1’lik sonuç Galatasaray’ı daha bir heveslendirecekken, Eskişehirspor yakaladığı fırsatları, final paslarında başarılı olamayınca, pozisyonlara dönüştüremedi.
Keita-Arda kilitlenince...
Keita ve Arda’nın etkisizliği, Ayhan ve Topal’ın düz oyunları, sadece Elano’nun biraz çaba gösterişiyle, Galatasaray zaten çok fazla bir şey üretemeyecek durumdaydı. Rıza Çalımbay’ın çok dirençli oyuncularla Keita ve Arda’yı kilitlemesi, Galatasaray’da çok fazla düz oyuncunun bulunması nedeniyle de dirençli Eskişehir savunması aşılamadı. Son 20 dakikada bu kadar etkili oyunculara rağmen topu şişirmeye çalışmaları, kalecisi dahil defans göbeğinin en kısasının 1.95 olduğu rakibe atılan uzun toplar, Eskişehirspor’un arayıp da bulamadığı fırsatlardı. Aslına bakarsanız Eskişehirspor’un da iyi oynadığını söyleyemeyiz. Göstermiş oldukları direnç, zaten sahada ne yaptığını bilmeyen Galatasaray’ın maçın büyük bölümünde üzerlerine gelmeyişi, buldukları gollerle kazanmalarını sağladı. Eskişehir seyircisi muhteşem bir görsellikle tribündeydi. Baştan sona takımlarını hangi dakikalarda desteklemeleri gerekiyorsa, çok tecrübeli bir şekilde bunu yaptılar, galibiyette pay sahibi oldular.
Keita ve Arda’nın etkisizliği, Ayhan ve Topal’ın düz oyunları, sadece Elano’nun biraz çaba gösterişiyle, Galatasaray zaten çok fazla bir şey üretemeyecek durumdaydı. Rıza Çalımbay’ın çok dirençli oyuncularla Keita ve Arda’yı kilitlemesi, Galatasaray’da çok fazla düz oyuncunun bulunması nedeniyle de dirençli Eskişehir savunması aşılamadı. Son 20 dakikada bu kadar etkili oyunculara rağmen topu şişirmeye çalışmaları, kalecisi dahil defans göbeğinin en kısasının 1.95 olduğu rakibe atılan uzun toplar, Eskişehirspor’un arayıp da bulamadığı fırsatlardı. Aslına bakarsanız Eskişehirspor’un da iyi oynadığını söyleyemeyiz. Göstermiş oldukları direnç, zaten sahada ne yaptığını bilmeyen Galatasaray’ın maçın büyük bölümünde üzerlerine gelmeyişi, buldukları gollerle kazanmalarını sağladı. Eskişehir seyircisi muhteşem bir görsellikle tribündeydi. Baştan sona takımlarını hangi dakikalarda desteklemeleri gerekiyorsa, çok tecrübeli bir şekilde bunu yaptılar, galibiyette pay sahibi oldular.
‘Rüya takım’ın meyvesi!
Galatasaray’ın üzerinde suni medya yoluyla oluşturulan ‘rüya takım’ tabirinin olumsuzluğu, böyle dirençli takımlara karşı son haftalarda devam edecektir. Şampiyonluk yarışına ve zirvedeki hesaplara çok ayrı anlamlar katan bir maç oldu. Böylesine kötü bir oyun ve anlamsız sakinlikten sonra Galatasaray’ın kazanması zaten mucizelere kalmıştı.
Galatasaray’ın üzerinde suni medya yoluyla oluşturulan ‘rüya takım’ tabirinin olumsuzluğu, böyle dirençli takımlara karşı son haftalarda devam edecektir. Şampiyonluk yarışına ve zirvedeki hesaplara çok ayrı anlamlar katan bir maç oldu. Böylesine kötü bir oyun ve anlamsız sakinlikten sonra Galatasaray’ın kazanması zaten mucizelere kalmıştı.