Tam 27 maç sonra yenilgi... Herkes bir nedene bağlıyor. Fizik yorgunluk diyenler çoğunlukta. Alex'in olmayışını ileri sürenler de var.
Fiziki yorgunluğa katılmam. Aynı durum Sivasspor için de geçerliydi. Onlar belki de bu sezonun en iyi 90 dakikasını sergilediler. En ufak bir yorgunlukları yoktu. Hepsi diriydi canlıydı. Fenerbahçe için bu mazeret tamamen geçersiz.
Alex'siz oynamak elbette önemli bir faktör. Her şeyden önce Fenerbahçe Alex'siz oynamayı bilmiyor, beceremiyor. Gol yollarına Alex'siz nasıl girileceğinin hazırlıkları sanki yapılmamış gibi. Sivas maçında bunun sıkıntısı çok net gözüktü. Alex rolü Sezer'e ağır geldi.
Aslında Fenerbahçe'de bu rolü üstlenecek hiç kimse yok. Gol organizasyonlarında Alex hep baş aktör. Diklemesine paslar atan Alex. Kanatları çalıştıran Alex. Orta alanda top tutup takımının geriden ileriye çıkmasına fırsat tanıyan Alex. Gol pozisyonuna giren, gol pası veren, gol atan, duran topları kullanan yine Alex. Sivas'da Alex yoktu Fenerbahçe sudan çıkmış balığa döndü. Rakibine çok fazla pozisyon verdi, kendi çok az pozisyona girdi. Çünkü Alex yoktu ve top eskisi kadar Fenerbahçe'de kalmadı.
Alex yokluğunun yanı sıra, fizik değil ama zihinsel yorgunluk da Sivas'da önemli etken olarak ön plana çıktı. Beşiktaş ile oynadıkları maç, Karabük'e karşı 85 dakika 10 kişi mücadele etmek mental olarak Fenerbahçe'yi yıprattı. Ve de 27 maç hiç yenilmemek aşırı bir güven duygusu oluşturdu. 'Nasıl olsa kazanırız' düşüncesi oyuncuları bir maçlık da olsa boş vermişliğe itti. Bütün bunlar birleşince de oyun ve skor üzücü oldu.
Fenerbahçe öncelikle Alex'siz oynamanın formülünü bulmalı. Alex'in olmadığı maçlarda bence 4-4-1-1 dizilişinden dönüş yapıp 4-4-2 düzenine geçilmeli. Semih ve Bienvenu çift santrafor olarak oynatılarak gol etkinliği arttırılmalı. Kanat ataklarına daha fazla ağırlık verilerek çift santraforun bu bölgeden gelecek toplarla buluşmaları sağlanmalı. Alex'in yokluğu sadece ve sadece 2 golcü ile giderilebilir.
Yaman Çelişki
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu BJK-FB maçında sahaya siyah-beyaz atkı ve bere atılması nedeniyle Beşiktaş'a 20 bin TL para cezası verdi. Van ve Erciş'deki depremzedelere verilmek üzere atılan bu bere ve atkıları disiplin kurulumuz yabancı madde olarak değerlendirdi. Bu yüzden oyunun birkaç dakika durmasını ceza nedeni olarak gösterdi. Kural böyleymiş, kurala uymak zorundaymışlar. Futbolun kara kaplı kitabı ne yazarsa ona göre hareket etmeliymişler.
Disiplin kurulumuz böylesine kuralcı.
Tamam, madem kuralcısınız, o zaman Alex'e neden tek maç ceza verdiniz? Orada da talimatın 45. maddesi şöyle buyurmuyor mu ; 'Futbol oyun kurallarına aykırı olarak rakibe sert ve ciddi faul yapan futbolculara alt sınır 2 olmak üzere 2-4 arası maç oynamama cezası verilir.' Siz kalktınız centilmenliğe aykırı hareketten Alex'e 1 maç ceza verdiniz. Haydi bakalım bu çelişkiyi bana bir anlatsanıza. Nerede kaldı sizin kuralcılığınız? Hani talimatlara göre hareket ediyordunuz. Hani kitap ne yazıyorsa ona göre hareket ediyordunuz. İşte size taptaze 2 örnek. Hadi yanıtlasanıza, nerede eşitlik ilkesi!
Sadece kurallara uyarsanız, akla, mantığa, vicdana ters düşersiniz. Elbette Alex'e bir maçtan fazla ceza vermemeliydiniz. Alex'in oyundan atılması zaten büyük haksızlıktı, başlı başına bir skandaldı. Sizin skandalınız ise Beşiktaş'a verdiğiniz 20 bin TL ceza. O atkı ve berelerin İstanbul'dan kilometrelerce uzaklıktaki Erciş'e gitmesinin ne denli önem taşıdığını kavrayamamanız doğrusu üzüntü verici. Merak ediyorum, Erciş'deki küçücük Yiğit Sebubuci'nin, Beşiktaş formasıyla sergilediği o sevinç portresi, acaba verdiğiniz karardan dolayı sizleri biraz olsun düşündürmedi mi!
Terim'den anlamlı mesajlar
Lider boşuna olunmuyor. Terim kulak çekmesini de biliyor, gönül almasını da. Gerektiğinde de damardan giriyor. Yekta sakatlandı hemen ağırlığını koydu. "Yekta'ya sakatlığı süresince maç başı ücretleri de ödenecek, galibiyet primleri de" dedi.
Elmander, Mersin İdman Yurdu maçında pek çok gol fırsatını değerlendiremedi. Terim maç sonu konuşmasında Elmander'i ön plana çıkardı. Oyuncusu için şunları söyledi: "İyi niyetle çalışıyor. Tüm gücünü veriyor. Bu gün girdiği gol pozisyonlarında başarılı olamadı. Ama Elmander bizim he zaman güvenebileceğimiz bir oyuncu. Bu kadar emek verdikten sonra golle buluşmasını isterdim." Fatih Terim işinin uzmanı. Yekta'ya verdirdiği primin amacı, sadece Yekta'nın değil tüm oyuncuların gönlünü kazanmak ve şunu dedirtmek: 'Hocamız sakatlanana da prim verdiriyor. Sahada tüm gücümüzle mücadele edelim. Sakatlıktan çekinmeyelim. Ürkek oynamayalım.'
Elmander'deki stratejisi de futbolcularına güven aşılamak için. Burada da Terim şunu vurguluyor: 'Ben sorumluluk üstlenen, pozisyona giren oyuncuma alkış tutarım, onu sırtlarım. Toptan kaçan, riske girmeyen oyuncunun benimle işi yok.'
Mesajlar gayet açık ve net. Futbolcu bu mesajları alır ve hemen dümen suyuna girer. Dümen suyuna girmeyen de Terim'in hışmına uğrar. Kendisini bir anda kapı dışında bulur.
Galatasaray'ı karalamak mı?
Caner Erkin durup dururken kalktı, "Tuttuğunuz takımda oynadığınızda, çok daha farklı oluyor, çok daha özverili oynuyorsunuz" dedi.
Ah be Caner, ne biçim söz bu böyle. Ne yani bundan önceki kulüplerinde özverili değil miydin, gönülden oynamıyor muydun? Galatasaray'da iken aklın hep Fenerbahçe'de miydi?
Talihsiz çok talihsiz bir demeç. Profesyonel bir futbolcu nasıl böylesine bir gaflete düşebilir! Caner muhakkak ki FB'ye olan sevgisini belirtmek için söyledi bu sözleri ve muhakkak ki amacı Galatasaray'ı karalamak değildi. Ancak kaş yapayım derken istemeden de olsa göz çıkardı.
Futbolcu kardeşlerimiz saha içinde olduğu gibi saha dışında da nasıl davranmaları, nasıl konuşmaları konularında ciddi biçimde eğitilmeliler. Dikkatli olmazlarsa sahada kazandıklarını dışarıda fazlasıyla kaybederler.
Alex'siz nasıl oynamalı?
09 Kasım 2011 12:57