TFF Başkan Vekili Affan Keçeci'den Ligtv.com.tr'ye önemli açıklamalar.
Haluk Ulusoy'un önceki başkanlığı dönemiyle ilgili yargıya intikal eden konular olduğunu ancak bunların karara bağlanmadığını hatırlatan Keçeci, TFF'nin seçime gitmesi için imza toplayanlara "Bizim bu 1 senelik görev içerisinde bir hata işlediğimiz, herhangi bir suç işlediğimiz, herhangi bir durum varsa bunun açıklanması gerekir. Ortaya konması gerekir." diye seslendi. Antalya'da devam eden Euro Asia Football Expo Fuarı'na Türkiye Futbol Federasyonu'nu temsilen katılan Affan Keçeci, son dönemde yaşanan gelişmeleri Ligtv.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Cem Kurel ve Haber Müdürü Erdem Erol'a değerlendirdi.

"İMZALARLA HİÇ İLGİLENMİYORUM"
-Türk futbolunda yaşananları hep birlikte takip ediyoruz. Toplanan imzalar var. Neler oluyor, neler yaşanıyor? Siz gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
19 Ocak 2006 tarihinde Futbol Federasyonu’nun seçim kongresi oldu ve sayın Haluk Ulusoy başkanlığında yönetime bizler seçildik. O günden beri durdurak bilmez bir çalışma içerisindeyiz. Burada bizim tüm görevlerimiz ve de TFF’nin kuruluşu, hepsi 3813 sayısı TFF görev ve kuruluşları hakkındaki yasada net olarak belirtilmiş olduğundan o doğrultuda hareket etmekteyiz. Tabii ki o doğrultuda hareket ederken bir takım statü ve talimatlar da var; onlar da harfiyen yerine getirilmekte. İmza toplanma konusunda ben inanın hiç ilgilenmiyorum.
"SUÇUMUZ VARSA SÖYLEYİN"
-İlgilenmemenizin nedeni ne?
Bakın orada yapılan yanlışlık var. O yanlşlığı söyleyeyim ben size. Şimdi şu anda biz sayın Haluk Ulusoy’un başkanlığındaki Yönetim Kurulumuzda 2 Başkan Vekili ve 12 tane Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşımız; hepsi ilk defa görev alan insanlar. Sayın Ulusoy ile ilgili olarak daha önceki dönemde Teftiş Kurulu’nun vermiş olduğu bir rapordan ötürü yargıya intikal eden bir konu var. Bildiğim kadarıyla da toplam 21.000 YTL’lik bir konu. Ve o yargıda devam ediyor. Yargıdaki konunun, neticesinin de alınması gerekir. Biz, yapmış olduğumuz görevde bir seneyi doldurmak üzereyiz bu 1 sene içerisinde toplanan imzalarla "Bu Yönetim Kurulu gitsin” dendiği vakit bunun gerekçesinin ortaya konması lazım. Benim çocuğum bana soruyor “Baba sizlerin gitmesini niye istiyorlar?” diye. Ben çocuğuma açıklayamıyorum. Bizim bu 1 senelik görev içerisinde bir hata işlediğimiz, herhangi bir suç işlediğimiz, herhangi bir durum varsa bunun açıklanması gerekir. Ortaya konması gerekir.
"DURDURAK BİLMEZ BİR ÇALIŞMA İÇERİSİNDEYİZ"
-“Beğenmiyoruz bu federasyonu. Yasadaki yetkiyi kullanıp, gerekli imzayı toplayıp, Genel Kurul’a gitmek istiyoruz” diyorlar.
İnsanların beğenip beğenmemesi ayrı bir konu, bizim görevle ilgili yapmış olduğumuz hizmette herhangi bir suç işlememiz veya bir kusur varsa onun ortaya konması ayrı bir konu. İnsanlar birbirini sevmek zorunda değil. Yapılan hizmetlerle ilgili insanların değerlendirilmesi gerekir. Bu bakımdan ben burada hala bu sualin cevabını kimseden alabilmiş değilim. Başta da açıkca söylediğim gibi bu toplanan imzalarla hiç ilgilenmiyorum, beni de ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren tek bir nokta var; bana bu federasyona girmem için yapılan teklifi 24 saat değerlendirdikten sonra cevabımı verdim ve herşeyi düşündüm, ona göre “Evet” dedim. “Evet” dedikten sonra da benim karakterim gereği hizmetten başka hiçbirşey düşünmüyorum. Şu anda Türk futboluna hizmeti düşünüyorum, durdurak bilmez bir çalışma içerisindeyiz.
"ULUSOY BAŞKAN OLMASA 2008 VE 2010'DAN İHRAÇ EDİLEBİLİRDİK"
-Bu gidişat Türk futbolunu bir kaosa sokma çabası mı? Yoksa kaostan çıkarma çabası mı?
Kimin ne çabası içinde olup olmadığı da beni ilgilendirmiyor. İnanın ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren tek bir nokta var, üstlenmiş olduğum görevi sıfır hatayla götürebilmem.
-Ama bir kaos ortamı olursa Türk futbolu zarar görür.
Bizler bu görevi fahri olarak yapıyoruz. Ayrıca ben İcra Kurulu’nda da görevliyim. Herhangi bir maddi şey almadığımız gibi tamamiyle fahri olarak yapıyoruz. Neden yapıyoruz? Şu rozetin üzerinde (Yakasındaki TFF rozetini gösteriyor) Türk bayrağı var. Türk bayrağının olduğu bir görev hiçbir şeyle ölçülmez. Onun için de ülkemizin şu anda özlemini duyduğu futboldaki başarıyı yaratabilme çabası içerisindeyiz. Net söylüyorum, 2002 Dünya Kupası 3.’lüğü arkasından 2003 Konfederasyon Kupası 3.’lüğü var. Ondan sonra Türk futbolunda bir duraklama, bir gerileme var. İşte biz bu çıtayı yükseltme çabası içerisideyiz. Türkiye-İsviçre maçı öncesi, içerisi ve sonrasında yaşanan olaylardan ötürü alınan bir ceza var. 6 maçlık bir ceza var. Hukuk süreci devam etti ve 3 maça indirildi. Süreci yaşayan bir insan olarak bunu çok iyi biliyorum, iyi ki Haluk Ulusoy başkan oldu. Aksi taktirde 2008 Avrupa Şampiyonası’ndan, 2010 Dünya Kupası’ndan ihraç edilme gibi bir durumumuz da söz konusuydu. Böyle birşey de olabilirdi. Sonra ne oldu; Fatih Terim’in sorumluluğundaki Milli Takımımız 3 maç oynadı ve 9 puanla lider durumdayız. Türk futbolunda yeniden bir oluşum var. Bununla ilgili olarak da elimizden ne geliyorsa onu yapıyoruz. 2006 Mayısının sonunda bu süreç başladı, hazrlık maçları oynadık, çıta yükselmeye başladı ve ben iddia ediyorum Allah kısmet ederse 2008 Avrupa Şampiyonası’nda A Milli Takımımız final oynayacaktır. Ardından da 2010 Dünya Kupası gelecek ona da gireceğiz. Ben bütün bunları düşünüyorum. İnanın ben bunaların haricinde bir şey düşünmüyorum. Çünkü 24 Mart’ta Yunanistan’da Yunanistan ile oynuyoruz, 28 Mart’ta da Norveç’le oynayacağız. Öteki taraftan şu imza vermiş, bu imza vermiş, bunlar beni ilgilendirmiyor.
"HAZİRAN'DAN ÖNCE SEÇİM NE KAZANDIRIR?"
-Bu süreçte yaşanması muhemel konuların da federasyonu ve dolayısıyla Milli Takımı etkilemesi söz konusu oluyor. Kamuoyunu aydınlatma adına sormak istiyorum, kamuoyu merak ediyor bundan sonra yaşanacak bir süreçde neler yaşanacak?
Yönetim Kurulunun kararı, haziran ayındaki Mali Genel Kurul’da gündeme bu konu alınır, ortaya konulur, konuşulur şeklinde.
-Haziran’dan önce bunun gündeme gelmesi...
Ne kazandıracak ki, ne getirecek ki? Bakın bir gerçek var. Bugüne kadar TFF’ye bir çok başkan gelmiş, Yönetim Kurulu üyesi gelmiş. Bugün bu nöbeti kim yapıyor, biz. Bizim babamızın malı mı TFF. Bundan sonra da bu nöbeti başka arkadaşlarımız, kardeşlerimiz devralacak. Bu imza toplama konusundan dolayı doğacak olan olağanüstü kongreler olacaksa, ki şayet olursa bilmiyorum; ondan sonra ne olur? Her seçim sonrası imza toplanma başlar.
-O zaman ciddi ciddi bu bir kaos olur.
Ben şunu söylüyorum. Açıklama yapmışız, haziran ayında bunu konuşalım. Haziran ayına ne kalmış zaten. Ötekinin kanuni sürecine bakacak olursak imza toplamayla ilgili zaten aşağı yukarı o günlere denk geliyor. Böyle bir durum. Benim insanların almış aldığı tüm kararlara saygım vardır. Herkese saygım vardır. Aldıkları kararı tasvip ederim etmem ayrı konu. Ancak bildiğim bir şey vardır, şu anda son derece önemli bir süreç var, 2 tane maçımız vardır, ben onları düşünüyorum, imzaları açıkça hiç düşünmüyorum, hiç de ilgilendirmiyor beni. Dert de etmiyorum.
"MİLLİ TAKIMIN BAŞARISIZLIĞINI AĞZIMA BİLE ALMAM"
-Milli Takım bu süreçten olumsuz etkilenirse bunun hesabımı kim verecek?
İşte bunların yaşanmaması gerekir. Sorumlu aramak basittir sorumlu ilan etmek, kamuoyunun önüne koymak benim presiplerime terstir. Faturaları birilerinin üzerine kesmek güzel değildir, bunların yaşanmaması gerekir.
-İnşallah olmaz ama Milli Takımımızın bir başarısızlığı durumunda bunun sorumusu olaak sizi gösterirlerse ne olacak o zaman?
Bizim Milli Takımımızın başarısızlığı kelimesini bile ağzıma bile almak istemiyorum. Böyle birşey olmayacak, olmayacak. Biz en son Macaristan’la Macaristan’da oynadık. Macaristan’daki karışıklığı biliyorsunuz o günlerde. Bizim otelimize 500 metre mesafede 50.000 insan toplandı oraya. Ben kafile başkanıydım. Ne teknik heyetimize, ne futbolcularımızın birine, oradaki o mitingi hissettirmedim bile. Ben bunları düşünüyorum. Başka bir şe düşünmüyorum.
-Yani “Ben bu yaşananları Milli Takıma hissettirmem” diyordsunuz.
Onun için çalışıyoruz. Bütün mücadelemiz o. Bizler elbet gideceğiz buradan. Ama gittiğimiz vakit arkamızdan da biz bugüne kadar hangi görevlerde bulunduysak, bizimle ilgili nasıl bahsedildiğini kamuoyu bilir. Bundan sonra da aynı şey olacaktır.
-Fatih hocayla bu konular hakkında konuştunuz mu hiç?
Hayır, Fatih hoca da kendi görevini çok iyi bilen bir insan. Bir de kendisinin sorumlu olduğu konularla ilgili, onun gayet bilinci içerisinde. 7 Şubat’ta Gürcistan’la özel bir maçımız var.
-Fatih hocaın bir açıklamasını gördük. Ama ağzından duymadığım için doğruluğunu bilemiyorum. “Ulusoy giderse ben de bırakırım” diye. Böyle bir şey konuştunuz mu?
Ben hocayla tüm maçlarda kafile başkanı olarak bulunuyorum. Futbolun haricinde bu tip konuları konuşmuyorum. Sadece milli takımı düşünüyorum.
cem.kurel@ligtv.com.tr
erdem.erol@ligtv.com.tr