“Ezeli rakibine 8-2 mağlup olan bir teknik direktör işini kaybetmeli midir? 15 yıldır Kuzey Londra kulübünün başındaki Wenger artık ayrılmalı mı?”
İki şık verilmiş:
a) Evet
b) Hayır
Sırf sonucu merak ettiğimden ‘Hayır’a basıyorum: Oy verenlerin yüzde 70.5’i de benimle aynı fikirde. Yüzde 29.5 evet demiş. ‘Hayır’ların ezici üstünlüğü dışında ankette ilginç bir şey yok.
Alttaki yorumlar hariç:
“Ne zavallı anket, tabii ki hayır” diyor en tepedeki yorum.
“Patetik, çocukça, tipik tabloid gazeteciliği” yazmış altındaki.
“Hadi Guardian, bundan daha iyisini çıkarabilirsin” yazıyor sonrakinde.
“Kovulacak birini arıyorsanız bu anketi hazırlayanla işe başlayabilirsiniz mesela” diye kısacık yazan da var, “Wenger ayrılmalı mı? HAYIR. Wenger ideolojisini değiştirmeli mi? EVET” diye başlayıp uzun uzun nedenlerini anlatan da...
Çoğu yorumun ortak sorusu, “Wenger giderse yerine kim geçecek ki? Carlo Ancelotti mi?”... Bir tane yorum gazete tarafından kaldırılmış. Onun dışında hakaret yok... Futbol dışında bir şeyden konuşmak yok. Rakip takımın dalga geçmek için oy vermeye gelmiş taraftarları yok. Bir noktada birbiriyle diyaloga girip, işi aralarında küfürleşmeye bağlayan kullanıcılar yok...
Oysa önceki gün sırf “Hâlâ Wenger” dediği için arkadaşları tarafından linç edilmesine ramak kalan bir Türk görmüştüm mesela... “Takımda eksikler vardı...” derken kafasına vuruyorlardı. “Arsene Wenger’in bugüne kadar yaptıkları..” diye başladığı cümlesi kahkahalarla bölünüyordu... “Geçen sene Barcelona’yla oynadığımız maçı hatırlamıyor musunuz?” diyecek oldu, sorusuna tenezzül edip cevap veren olmadı bile. Baktım da 8-2’nin bütün ağırlığı omuzlarındaydı. Onunla dalga geçenlerin hepsi de doğma büyüme Manchester United’lıydı maşallah!
Daha Türkiye’de West Bromwich’i tutan görmedim zaten. Sunderland’li filan var mı bilmiyorum... Evvelki sene programda renk olsun diye Real Madrid-Barcelona maçı öncesi iki İspanyol koyu fanatik çocuk bulduk, Erasmus’la gelmişler, ülkelerindeyken her maça giderlermiş filan... Gel gör ki programda bizim çocukların yanında çırak çıktılar. Beğenmedi bizimkiler onların taraftarlıklarını, koskoca Real’e, koskoca Barça’ya yakıştıramadılar bu pısırık taraftarları, iyi mi?
8-2 bitti maç... Arsenal’de eksikler çoktu; Gervinho, Song, Sagna, Wilshere, Diaby, Frimpong, Vermaelen, Squillaci, Gibbs, Bendtner yok. Manchester tam kadro muydu peki? Onlarda da Vidic, Valencia, Rafael, Fletcher, Carrick, Owen yok, Rio Ferdinand, Hernandez, Giggs, Park, Berbatov, Fabio yedek! Geçen senenin gedikli on birinden sadece üç isim sahadaydı: Rooney, Evra, Nani. Bu arada iki takımın da yaş ortalaması 23.
Maçtan sonra soyunma odasında hiç konuşmamış Wenger. Zaten pek konuşan da olmamış. Belki malzemeci filan 1-2 ufak şaka yapmıştır ortamı yumuşatmak için, o kadarını bilemem... Önceki gün eski basketbolcu bir arkadaşım yenildikleri bir maçtan sonra koçlarının tam “Olur böyle çocuklar...” konuşması yaparken gözucuyla başkanın soyunma odasına girdiğini görüp kendini nasıl duşlara attığını anlatıyordu. Başkan “Üzülmeyin, daha iyi olacak” filan dedikten sonra “Koç nerde?” diye sormuş. Tam o sırada duşların oradan bir hıçkırık sesi gelmiş. Koç içli içli ağlarken (güya) kendi kendine “Ben bunu nasıl yaparım? Bu kulübe, bu kadar yatırım yapan başkana bunu nasıl yaparım” diye hıçkırıyormuş.
Arsenal formasıyla Manchester United’a 8-2 yenilmek için önce Premier League’de oynamak gerekir... Annemizin liginde tribünlere oynamaya benzemez bu işler. Bir gün kuyruğumuzla kavga etmeyi bırakıp ileriye de bakarız inşallah. Herkese iyi bayramlar...
8 yemek nasip olmaz herkese
31 Ağustos 2011 12:43